Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.05.2016 tarihinde davacıların oğullarının sevk ve idaresinde olan ve davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın tek taraflı trafik kazası yaptığını, davacıların oğulları desteklerini kaybettiklerini, sigorta şirketine yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacılar için toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile, her bir davacı için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı dışında kaldığını ve şirket bakımından manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, tek taraflı olarak gerçekleşen kazaya ilişkin olarak müteveffanın kendi can güvenliği nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı, kusur ve müterafik kusur durumunun tespiti bakımından Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması gerektiğini, müteveffanın tam kusurlu araç sürücüsü olduğunu ve davacılar üçüncü kişi konumunda bulunmadığından sigortacının Karayolları Trafik Kanunu ve Genel Şartlar uyarınca sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2021 tarihli ve 2019/716 Esas, 2021/468 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, "...Davalı sigporta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin teminat başlangıç ve bitiş tarihleri 16.12.2015 ile 16.12.2016 tarihleri olup, davalı ... şirketinin sorumluluğunun kapsamı ise 01.06.2015 tarihinde, yani poliçenin teminat başlangıç tarihinden önce yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenecektir. Genel Şartların A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararları, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamındadır. Bunun sonucu olarak, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerekir. Eldeki davada ise, desteğin üçüncü kişi olarak kabulü mümkün değildir. Yine Genel Şartların A.6. maddesi (d) bendine göre, destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, %100 kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü desteğin tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında bulunmamaktadır. Poliçenin teminat başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu'nda; sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamasına ve yine poliçede manevi tazminata ilişkin teminat öngörülmediği gibi müteveffanın %100 kusurlu olmasına göre, davacıların davalı ... şirketinden maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun subjektif ve hatalı tespitler içerdiğini, müteveffanın kullandığı ambulansın akan ve duran trafikte geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu; kamu görevini yerine getirmek amacıyla kullanılan araçların trafikte geçiş üstünlüğü bulunmasına rağmen ölen desteğin kullandığı cankurtarana yol vermediğini, bu hususun bilirkişi raporunda hiç değerlendirilmemesinin yerinde olmadığını, kabul anlamlına gelmemek kaydı ile ölen desteğin %100 kusurunun bulunduğu kabul edilse dahi destekten yoksunluk zararının oluşumunda kusurun davacıya yansıtılamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda destek olduğu ileri sürülen... idaresindeki, işleteni dava dışı UBN Acil Yardım Destek ve Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi ile davalı ... AŞ (eski unvanı Halk Sigorta AŞ) arasında 16.12.2015 tarihinde akdedilen ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı cankurtaranla 13/05/2016 günü seyir halinde iken kendisinin %100 kusuruyla meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu vefat etmiştir. Bu nedenle davalı ... şirketinin sorumluluğunun kapsamı, ZMSS poliçesinin akdedildiği tarihten önce 01/06/2015 günü yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenecektir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3'üncü maddesine ve A.5'inci maddesinin (ç) bendine göre ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararları, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamındadır. Bunun sonucu olarak, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerekir. Somut olayda ise işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü murisin üçüncü kişi olarak kabulü mümkün değildir. Yine Genel Şartların A.6'ncı maddesinin (d) bendine göre destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, somut olayda %100 kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü sigortalı murisin tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında değildir. Poliçenin teminat başlangıcı tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'de sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme olmadığı, teminat içi hallerin gösterildiğine göre, açıklanan gerekçelerle davacılar ... ve ...'ın davalı ... şirketinden destek tazminatı talep etme hakkı bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/4/2021 gün ve 2021/17(4)-86 (E) - 2021/516 (K) sayılı kararı)
Öte yandan, 2918 sayılı KTK'nin 92'nci maddesinin "f" bendi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.6'ncı maddesinin f bendi uyarınca manevi tazminat talepleri ZMSS kapsamında teminat altında olmadığı gibi poliçenin incelenmesinde manevi tazminata ilişkin ek teminat verilmediği de anlaşılmaktadır." gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacının kullandığı aracın ambulans olup, geçiş önceliği bulunduğunu, diğer araçların yol vermemesi üzerine şerit değiştirmek zorunda kaldığını, kazanın da bu nedenle olduğunu, bu hususun hiç değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, hesap bilirkişinin görevi dışına çıkıp hesap yapmamasının hatalı olduğunu, sürücü %100 kusurlu dahi olsa zarar görenler 3. kişi konumunda olduğundan yine de destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceklerinin kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, tek taraflı trafik kazasında vefat eden sürücünün desteğinden yoksun kalanların aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve kusur raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.