Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 2010/45260, 2009/03410,2014/12956, 2010/22336,2010/22335, 2009/61292,2009/61291, 2009/61289,2007/62585, 2008/29879 sayılı "... apart şekil", "... apart", "thehouse rcsidcnec", "thehouse hotel şekil", "thehouse hotels şekil", "thehouse apart", "thehouse suites", "thehouse offıce", "thehouse ofTice", "thehouse suites şekil" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı kuruma başvurduğunu, 2018/10937 kod numarasını alan başvuruya yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen kabulüne karar verilerek marka başvuru kapsamından 45 nci sınıftaki "güvenlik hizmetleri" emtiasının çıkartıldığını, kalan emtia yönünden itirazlarının reddine karar verildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davacı şirketin "..." ibareli seri markaların tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkil şirket adına tescilli "..." ibareli seri markaların, gerek Türkiye gerekse de yurt dışında tanınmışlığı yüksek markalar bulunduğunu, söz konusu markalarin Türkiye'de ciddi ve yaygın bir şekilde kullanıldığını, müvekkili seri markalarının “...” ortak ibaresinin temel alınmak suretiyle oluşturulduğunu, office, apart, suites, hotels, residence gibi ibarelerin markada tanımlayıcı ibare olarak kullanıldığını, markalarının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davaya konu "... ..." markası ve müvekkili şirketin "..." seri markaları arasında genel izlenim, okunuş, işitsel olarak büyük bir benzerlik bulunduğunu, dava konusu markada müvekkili şirketin seri marka grubunun ayırt edici unsuru olana “...” ibaresinin birebir aynen yer aldığını, markada yer alan "..." ibaresinin ise Tükçe'de "merkez" anlamına gelen tanımlayıcı bir kelime olup ayırt edici karakterinin zayıf olduğunu, dava konusu markanın davacıya ait seri markalarından birisi olarak algılanacağını, davaya konu marka başvurusu kapsamında çıkarılmayan hizmetler ile davacıya ait "..." ana unsurlu seri markaların tescilli olduğu hizmetler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davaya konu marka başvurusunun müvekkili şirket markaları ile ilişkili/bağlantılı alt sınıfları kapsadığını, bu durumun tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacağını, davaya konu "... ..." ibareli markanın tescili halinde"..." seri markalarının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlanabileceğini, söz konusu markaların ayırt edici karakterinin zedelenmesi veya itibarının zarar görmesi riskinin bulunduğunu, dava konusu "THE HOUSE ..." ibareli marka başvurusun kötü niyetli olduğunu, davalının, başvuruya konu markayı kendi adına tescil ettirerek, müvekkilinden hukuk dışı ekonomik fayda sağlamayı amaçladığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-3328 sayılı kararının iptali ile dava konusu 2018/10937 başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın tüm emtia yönünde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2018/10937 sayılı ... ... ibareli marka başvurusu ile ... esas unsurlu davacı markalarının benzer olduğu, başvuru kapsamında yer alan 45 nci sınıf "Giysi kiralama hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri" bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şahsın kötü niyetli de olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2019-M-3328 sayılı kararının 45 nci sınıf “Giysi kiralama hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri.” emtiaları yönünden kısmen iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket adına tescilli "..." ibareli seri markaların, gerek Türkiye gerekse de yurt dışında tanınmışlığı yüksek markalar olup söz konusu markaların Türkiye'de ciddi ve yaygın bir şekilde kullanıldığını, davaya konu "... ..." ibaresi ile müvekkili şirketin "..." seri markalarının genel izlenim, okunuş ve işitsel bakımdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, davaya konu marka başvurusu kapsamından çıkarılmayan hizmetler ve müvekkile ait "..." ana unsurlu seri markalarının tescilli olduğu hizmetler arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, ayırt edicilik unsurunu ihtiva etmeyen marka başvurusunun tümden reddinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının itiraza mesnet markaları dikkate alındığında, 45 nci sınıfta yer alan "Giysi kiralama hizmetleri. iş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri" yönünden tescilli olmadıklarını ve benzer ya da ilişkili hizmetleri de içermediklerini, buna karşın mahkemece 45 nci sınıfta yer alan bu hizmetler yönünden davacı markalarının farklı sınıflarda yer alan hizmetler ile benzerlik ilişkisi kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait “... ...” markası ile davacı tarafa ait markaların birbirleriyle benzer olmayıp karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkiline ait “2018/10937” sayılı “... ...” marka başvurusu ile davacı tarafa ait markalar arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleşmediğini, davacı tarafın davaya mesnet markalarını “giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri.” ve “sigorta hizmetleri” emtiaları bakımından kullanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "House" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 45. sınıf "Giysi kiralama hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri" yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurlarının "house" ibaresi olduğu, bu ibarenin başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğunun da söylenemeyeceği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/14012 E., 2018/5392 K. ve 2017/3063 E.- 4912 K. sayılı ilamlarında da "house" ibaresinin korunduğu, yukarıda sayılan hizmetler dışında kalan hizmetler yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşulun sağlanmadığı, bu hizmetler yönünden başkaca da bir ret ya da hükümsüzlük sebebinin bulunmadığı, davalı gerçek kişinin süresi içinde kullanmama defini ileri sürmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi uyarınca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı kuruma yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.