İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine kurulan hükümlerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1.Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2019 tarihli ve 2016/279 Esas, 2019/150 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan davada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1,1. cümle, 103/3-c, 43 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 09.07.2019 tarihli ve 2019/1488 Esas, 2019/1037 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 15.03.2021 tarihli ve 2020/610Esas, 2021/2054 Karar sayılı kararı ile "5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinin birinci fıkrasında 'Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir' ve aynı Kanunun 210. maddesinin birinci fıkrasında ise 'Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez' hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda ilk derece mahkemesince olayların tek tanığı konumunda bulunan mağdurelerin duruşmaya getirilerek, iddiaya konu hususlarla ilgili ayrıntılı şekilde dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken duruşmada hazır bulunan bir kısım mağdurelerin yalnızca soruşturma evresinde alınan beyanlarının okunması suretiyle sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi" gerekçesi ile kararın bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2022 tarihli ve 2021/188 Esas, 2022/114 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı kabul edilerek, mağdureler ... ve ...'ya karşı eylemlerinden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 103/1,2. cümle, 103/3-c, 43 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mağdure ...'ye karşı eylemi nedeni ile aynı Kanun'un 103/1,1. cümle, 103/3-c, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzeltilerek onama görüşlü Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.

A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdureler ve dinlenen tanık beyanlarının bir kısmı arasında çelişki olduğunu, şikayetçi olmadığını söyleyen mağdure ile ilgili de mahkumiyet kararı verildiğini, sanık hakkında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan idare soruşturma dosyasının incelenmediğini, tüm delillerin gerekçede tartışılmadığını, sanık lehine olan delillere dayanılmadığını, hükme esas alındığı söylenen tanık beyanlarının olay ile ilgisinin bulunmadığını, mağdure ve şikayetçilerin olaydan 1 yıl kadar sonra şikayetçi olmalarının sanık lehine düşünülmesini gerektirdiğini, tanıkların duruşmada değil talimat ile dinlenmesi ile savunma haklarının kısıtlandığını, mağdurelerden Selin’in sınıf tekrarı yapması nedeniyle sanık hakkında böyle bir iddiada bulunduğunu ve diğer mağdureleri de kendi tarafına çektiğini, dinlenen tüm tanıkların sanığın öğrencilerinin hepsine yakın davrandığını söylediklerini, dolayısı ile sanığın dokunması ile ilgili cinsel tatmine yönelik olarak değerlendirme yapılamayacağını, ayrıca kalabalık olan sınıf ortamında sanığın iddia edilen eylemleri gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, sanığa teşdiden ceza verilmesinin ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanmamasının kanuni olmadığını beyanla kararın bozulmasına ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Asgari hadden ceza verilmesinin ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanuni olmadığına ilişkindir.

A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20/2. maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında atılı suçtan dolayı temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 61/1. maddesinde yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki kanuni düzenleme nazara alınarak dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece dosya ile uyumlu alt hadden ayrılmayı gerektirir bir neden belirtilmeden kanun maddesinde yer alan bazı ibarelerin tekrarı şeklindeki yetersiz gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca teşdit uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2024 tarihinde karar verildi.