Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kişilik haklarına saldırıya dayalı manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'ın ilk evliliğinden olan oğlu davacı küçük ...'a ikinci evliliği sırasında eski eşi ... tarafından şiddet ve cinsel istismarda bulunulduğunu, dava dışı ...'ın cebir ve tehdit ile cinsel istismar suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, ceza dosyasında delil niteliğinde olan video görüntülerinin ise 24.12.2015 tarihinde dava dışı İhlas Haber Ajansı tarafından hukuka aykırı bir şekilde temin edilerek basın kuruluşlarına servis edildiğini, davacı küçük ...'ın maruz kaldığı şiddet ve uğramış olduğu cinsel istismar görüntülerinin basına sızdırılması sonrasında davalı haber sitesi tarafından da görütülerin yayınlanması neticesinde davacıların kişilik haklarının ağır derecede ihlal edildiğini belirterek 80.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 24.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; 16.11.2017 havale tarihli dilekçe ile davacı baba ... yönünden 30.000,00 TL, davacı ... yönünden 50.000,00 TL olarak talep açıklanmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı küçük ... ve dava dışı ablası olan çocukların sistemli bir şekilde aylarca süren işkenceye maruz kaldıklarını, montajlanmış ve tanınmayı engelleyecek müdahalelerde bulunularak görüntülere ilişkin yayın yapıldığını, davacı baba ve işkence yapan üvey annenin soyadlarının kodlandığını, manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını, matufiyet unsurunun gerçekleşmediğini, görüntülerin kamu yararı gözetilerek yayınlanmış olduğunu ve haberde manevi tazminat talebini gerektirecek hukuka aykırı bir unsur bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2018 tarihli 2016/754 Esas 2018/330 sayılı kararı ile davacılardan ... ...'ın video görüntülerinde istismara uğrayan çocukların babası olduğu ve bu görüntüleri kayda aldığı, söz konusu görüntü kayıtlarını yetkililere teslim etmede üzerine düşen sorumluluğu zamanında yerine getirmediği, davacının denetim görevini ihmal ederek şikayete maruz kalmasına kendisinin sebep olduğu, görüntülerin ham haliyle İhlas Haber Ajansı tarafından elde edilmesinden sonra diğer yayın kuruluşlarına dağıtıldığı, bu yayın kuruluşlarından birinin de davalı olduğu, ancak davalı tarafından haber değeri taşıyan olayla ilgili görüntülerin mağdur ve lehine tazminat talep edilen çocuk ...'ın ad ve soyadı belirtilmeden, görüntüsünün mozaiklenerek/buzlanarak kapatıldığı, davacı tarafından dosyaya sunulan CD'de istismara yönelik ağır görüntülerin bulunmadığı, davacı tarafın son duruşmadaki beyanında ifade edildiği gibi davalı tarafından yayınlanmış ham görüntülerin CD şeklinde mevcut olmadığı, basılmış renkli görüntüde davacının iddialarının tespit edilemediği ve davacı küçüğün kişilik hakkına saldırı niteliğinde yayın yaptığının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin 12.11.2019 tarihli ve 2018/2645 Esas 2019/2201 sayılı kararı ile davacı tarafın 18.04.2018 tarihli celsedeki beyanına ve özellikle de dava konusu edilen yayınlar ile ilgili bir CD içeriği mevcut olmadığı gibi, davacı tarafın ibraz ettiği ve beyan dilekçesine eklediği ekran görüntülerinde davacı küçüğün sırtı dönük ve kimliği anlaşılamayacak şekilde yayın yapılmış olmasına göre, davacı tarafın iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 30.12.2021 tarihli 2020/68 Esas 2021/11492 Karar sayılı kararı ile "...Davacı küçük ...’a, üvey annesi tarafından ev içerisinde cinsel istismarda bulunulduğu ve şiddet uygulandığı, olaya ilişkin yapılan ceza yargılaması ile de eylemin sübuta erdiği, üvey annenin küçüğe yönelik eylemlerini gösteren gizli kamera görüntülerinin ise dava dışı İhlas Haber Ajansı tarafından izinsiz ele geçirildiği ve medyaya servis edildiği, servis edilen görüntülerde davacı küçüğe yapılan insanlık dışı cinsel istismar ve şiddet görüntülerinin açıkça görüldüğü, davalı haber sitesinde yayınlanan görüntüler nedeniyle Kayseri 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin2015/3662 D.İş sayılı dosyasında erişimin engellenmesi yönünde karar verildiği, her ne kadar dava konusu olaya ilişkin CD görüntülerinin olmadığı ve eylemin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan görüntü kaydına ilişkin fotoğraflardan dava dışı haber ajansı tarafından servis edilen görüntülerin haberin yayınlanma şekli ve mağdurun çocuk olması dikkate alındığında kamu yararı bulunmadığı, çocuğun üstün yararının korunması gerektiği, davalı haber sitesinde de yayınlandığı, bu nedenlerle haber verme sınırının dışına çıkıldığı, davalı haber ajansının eyleminin davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu ve davalının hukuka aykırı haksız fiil eyleminin sabit olduğu kabulü ile davacılar yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'ın üvey annesi tarafından cinsel istismara uğradığına dair görüntülere yer verilerek yapılan haberde kamu yararının bulunmadığı, çocuğun üstün yararının korunması gerektiği, davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ... için 50.000,00 TL, diğer davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 24.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberde görüntülerin buzlandığını, isimlere kodlanarak yer verildiğini, görüntü ve haberin ilk olarak İhlas Haber Ajansı tarafından basına aktarıldığını, çocuğun üstün yararının gözetildiğini, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, yansıma yolu ile baba yönünden manevi tazminat talep edilemeyeceğini, çocuğu işkenceye maruz kalan davacı babanın bilmemesinin mümkün olmadığını, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirtmiştir.

davacı ...'ın şiddet ve cinsel istismara uğradığı görüntülerin davalı tarafından 24.12.2015 tarihinde yayınlanmasına bağlı kişilik haklarının ihlal edildiği iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.