Davanın kabulü

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kırmızı zemin üzerine beyaz harfler ile yazılan “...” esas unsurlu, tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı taraf adına da önceden tescilli "..." markalarının bulunduğunu, ilgili markaların 08. ve 21. sınıfta sadece “düdüklü tencere, tava, sini, tas, çaydanlık, demlik, tencere, maşrapa, kevgir, çatal, kaşık, leğen, tepsi, semaver” emtiaları için tescilli olduğunu, davalı şirketin sınırsız sayıda renk seçeneği olduğu halde, müvekkili adına tescilli ve tanınmış ... unsurlu markalar ile özdeşleşen kırmızı, beyaz ve gri renk kombinasyonunu kullanmasının ve bunu marka tesciline konu etmesinin, müvekkiline ait markalara yakınlaşma amacı ile yapıldığını, davalının 2016/52019 numaralı “... LİFE+şekil” ibareli dava konusu marka tescil başvurusundan da bir takım emtiaların çıkarılmasına karar verilmişse de, kalan emtianın dahi müvekkiline ait markalarla karıştırılabileceğini, müvekkilinin markasının ayırt edici karakterini zedeleyebileceği veya tanınmış markadan haksız yarar sağlayabileceği hususu dikkate alındığında, farklı sınıflarda dahi tesciline karar verilmesinin marka hukukunun genel ilkelerine aykırı olacağını, davalı yanın marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

1.DavalıTÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait başvuru ile davacı yana ait marka arasında iltibasa neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığını ve aynı emtiaları içermediğini, davacı yana ait marka tescillerinin haiz olduğu emtiaların 20,22,23,24,25,26,27. sınıflarda yer alan tekstil sektöründe kullanılan emtialar iken, müvekkiline ait başvurunun tescil edilmek istendiği malların 07,08,11 ve 21. sınıflardaki emtialar olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2016/52019 sayılı “... LIFE” ibareli davalı markasının kapsadığı “07. sınıf: 07/13 Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar. 11. sınıf: 11/10 Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları. 21.sınıf: 21/03 Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri. 21/09 Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar. 21/10 İşlenmemiş cam, yarı işlenmiş cam, dekorasyon için cam mozaikler ve cam tozları (inşaat için olanlar hariç), cam yünleri (izolasyon ve tekstil amaçlı olmayan).” emtiaları ile davacı markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin benzer ve ilişkili emtialar olduğu, taraf markaları arasında bu hizmetler bakımından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, diğer alt sınıflarda karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalının müktesep hakka dayanak teşkil ettiğini ileri sürdüğü markalarının bir kısmının (2010,2011 ve 2012 başvuru tarihli olanların) dava konusu başvurunun yapıldığı 05.02.2015 tarihi itibariyle henüz taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmadığı, bu sebeple de işbu markaların müktesep hak oluşturamayacağı, eski ve çekişmesiz durumda bulunan 97/020675, 98/019473,2000/28662 nolu markaların da esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu başvuruda ayrıca "LIFE" ibaresi yer aldığından, "... LIFE" ibareli marka başvurusu için davalının eski tarihli tescillerinin devamı ve serisi niteliğinde olmadığı, davacının "..." markasının “ev tekstil ürünleri” üzerinde dava konusu başvuru tarihi itibariyle tanınmış marka olduğu, davalı markasının kapsadığı farklı emtialarda tescil edilmesinin davacının tanınmış ... markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğması ihtimalinin mümkün görünmediği, davalının kötü niyetli olarak başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile YİDK kararının davacının itirazının reddiyle ilgili kısım yönünden kısmen 07/13, 11/10,21/03, 21/09,21/10 alt gruplar yönünden iptaline, davalı adına tescilli 2016/52019 sayılı "... LİFE+Şekil" ibareli markanın 07/13, 11/10,21/03, 21/09,21/10 alt gruplar yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının tüm sınıflar yönünden karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının renk unsuru ihtiva etmeyen markalarının kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini, uyuşmazlığa konu markanın kapsadığı tüm emtialar bakımından hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek Yerel Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı TÜRK PATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3. Davalı ... Mutfak Aletleri Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kanaatinin hatalı olduğunu, taraflar arasında daha önce görülmüş ve kesinleşen mahkeme kararlarında açıkça taraf emtialarının benzer/bağlantılı olmadığının belirtildiğini, 07/13, 11/10,21/03, 21/09,21/10'da yer alan emtialar açısından da iltibas şartının gerçekleşmediğini, taraf markalarında kullanılan logolar arasında iltibasa neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalı şirketin 2010/67905 ve 2011/84502 numaralı markalarının tescil tarihleri itibariyle davalı yararına kazanılmış hak yaratmasının mümkün olmadığı, davalı şirket adına siyah beyaz renk unsurları ile tescilli 1998/19473 numaralı önceki markanın ise "Dünya şekli ve üzerindeki beyaz dalgalı kuşak zemininde siyah harfle ..." kelimesinden oluşmakta iken, söz konusu şekil ve renk unsurlarının gri, kırmızı ve beyaz tonlarıyla renklendirilmesi suretiyle yapılan dava konusu başvurunun, davacının "gri çerçeveli ve kırmızı renk zeminden oluşan dalgalı kuşak üzerine beyaz renkli harflerle yazılı ... kelimesi" işaretini taşıyan tescilli markaları ile karıştırılmaya yol açacak derecede benzer oldukları, dolayısıyla anılan davalı markasının da davacı markalarına yanaşma kastı taşıdığından, davalı yararına kazanılmış hak yaratmayacağı, dava konusu başvurunun renk kombinasyonu ve harflerin tertip tarzı itibariyla davacının tescilli markası ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesi ve haksız yararlanmaya yol açacağı anlaşılmakla, davalılar TÜRK PATENT vekili ile davalı ... Mutfak Ltd. Şti. vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine; davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davanın konusu bulunan davalının 2016/52019 numaralı “... LİFE+şekil” ibareli marka tescil başvurusunun tanınmışlık kazanan markalarına yanaştıracak biçimde düzenlendiği, özellikle "..." ibaresinin yazılı bulunduğu kırmızı kuşağın dalgalı biçiminin de aynen işarete yerleştirilmiş olduğu, böylece başvurusunun, davacının iş ürünleri, faaliyetleri ve işleriyle ilişkilendirilmesinin yolunu açtığı, bunun iyi niyetli bir girişim olmadığı ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, dolayısıyla davalı başvurusunun tüm emtia yönünden reddedilmesi, tescil edilmiş ise hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptal ile davalı adına tescilli 2016/52019 sayılı "... LİFE+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı TÜRK PATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası, 9 uncu maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince ayrı ayrı sunulan temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.