Mahkûmiyet

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2012 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2013 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 25.02.2013 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 21.04.2022 tarihli ve 2022/1588 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve KYB-2022/63108 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve KYB-2022/63108 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması gerektiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinde; (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi. d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.” hükmüne yer verildiği ve anılan Kanun’un 289/1-g maddesinde de hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesinin hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayıldığı nazara alındığında;
Sanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda, anılan kararın gerekçe kısmında sanığın nitelikli mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği halde, hüküm kısmında sanığın genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 230. maddesine aykırı şekilde, hüküm ve gerekçe arasında açık çelişki oluşturduğunun gözetilmemesinde,
Kabule göre de,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında hükmün gerekçe kısmında Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulandığı belirtilmesine rağmen, kısa kararda tekerrür hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek, bu şekilde hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluştuğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin davadan el çektikten sonra dava dosyasını yeniden ele alarak 18.03.2013 tarihli, hükmün tavzihine ilişkin ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Hükümlünün, 01.10.2012 tarihinde ...Kavşağında av tüfeği ile havaya ateş etmesi şeklindeki eylemine ilişkin Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2012 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2013 tarihli kararında hükümlünün eyleminin yakarak kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğu belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 152 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılmasına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği halde hüküm kısmında 5237 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve koşulları oluşmadığından 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle hükmün karıştırılması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2013 tarihli ve 2012/563 Esas, 2013/113 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2024 tarihinde karar verildi.