SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik, 5809 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
Sanık hakkında 5809 sayılı Kanuna aykrılık suçundan kurulan hükmün netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu ve temyiz edilemeyeceği,
Sanık hakkında kurulan diğer hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.02.2016 tarihli ve 2015/321 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62,52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına;
b. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c. 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5809 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
d. Resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği, atılı suçun oluştuğuna, beraat kararının bozulması gerektiğine ilişkin olup sanığın temyiz isteği; herhangi bir nedene dayanmamaktadır.
1. Sanığın, katılan ...'na ait kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ve aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanını kullanarak, USS İletişim adlı bayide, faturaya yansıtılmak suretiyle ödenmek üzere 2 adet hat ve 2 adet cep telefonu alması, akabinde bu telefonları satması nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanığın, bayi çalışanı tanık...'ın yönlendirme ve yardımı ile eylemi gerçekleştirdiğini beyan ederek atılı suçu kabul ettiği, dava dışı bayi çalışanı ...'ın, sanığın hat ve telefon aldığını, başka bir gün tekrar yanına geldiğinde kendisinde kimlik bilgilerinin olduğunu, birlikte çalışabileceklerini, daha önceki aldığı hatları ve telefonları da sahte kimlikle aldığını söylediğini, durumu kolluk güçlerine haber vererek sanığın yakalanmasına yardımcı olduğunu beyan ettiği, Vodafone ve ...'nun davaya katılmasına karar verildiği, suça konu abonelik ve kampanyalı telefon taahhüt sözleşmelerinin emanete alındığı anlaşılmıştır.
3. Mahkemece; sanık ikrarı, tanık beyanı, sözleşme örnekleri ve tüm dosya kapsamına göre, suça konu sahte nüfus cüzdanı aslının ele geçirilememesi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararının verildiği, ancak sanığın katılan ...'na ait kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ve aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanını kullanarak, USS İletişim adlı bayide, faturaya yansıtılmak suretiyle ödenmek üzere 2 adet hat ve 2 adet cep telefonu alması eylemleri nedeniyle özel belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçlarının oluştuğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
A. 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 22.12.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
D. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı hususu nazara alındığında; davaya konu iddianamede sevk maddeleri arasında 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin de gösterilmediğinin, eylemin 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçunu oluşturduğundan bahisle kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, Mahkemece iddianame kapsamı dışına çıkılarak iddianamede anlatıma uygun ve dava açılmayan "özel belgede
sahtecilik" suçundan hüküm kurulması sureti ile 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
2. Sanığın katılanın bilgi ve rızası dışında, adına kampanya taahhüt sözleşmesi imzalayarak telefon ve hat alması şeklinde gerçekleşen eyleminin, suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun’un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden ayrıca "özel belgede sahtecilik” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
3. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda, hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 nci maddesiyle 5809 sayılı Kanun‘a eklenen "Dava ve cezaların ertelenmesi“ başlıklı geçici 7 nci madde ile "kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir'' hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği, Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
A. 5809 Sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.02.2016 tarihli ve 2015/321 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan diğer hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.02.2016 tarihli ve 2015/321 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
D. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenlerle, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.02.2016 tarihli ve 2015/321 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.