Sanık müdafii 14.06.2021 havale tarihli dilekçesinde; istinaf mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, istinaf dilekçesindeki ve aşamalardaki itirazlarının değerlendirilmediğini ifade etmiş, bu haliyle sanık müdafiinin temyiz nedenlerini istinaf dilekçesindeki sebeplere atfetmiş olduğu anlaşılmakla dosya içerisinde yer alan 30.06.2020 tarihli sanık müdafiinin istinaf dilekçesi incelendiğinde temyiz nedenleri bulunduğu görülmekle tebliğnamede yer alan düşünceye iştirak edilmemiş ve işin esasına girilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafii temyiz dilekçesindeki atıfla istinaf dilekçesinde özetle; sanığın cezai ehliyetinin bulunmadığını, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş, belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulu'nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabul ile nitelendirmede usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1-Dosya içeriğinde yer 16.10.2019 tarihli yakalama tutnağı ve aynı tarihli teslim ve tesellüm tutanakları incelendiğinde; sanığın soruşturma aşamasında yakalandığında yağma suçuna konu cep telefonunu 250,00 TL karşılığında sattığı iş yerinin adresini söylemesi üzerine kolluk görevlilerince bahse konu iş yerine gidildiğinde mağdura ait cep telefonunun iş yeri sahibinden teslim alındığının ve sanığın telefonu satın alan iş yeri sahibi ...'e 250,00 TL parayı iade ettiğinin anlaşılması karşısında suça konu cep telefonunu sattığı yeri söyleyerek yağma suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yanında satın alanın zararını da gideren sanık hakkında 168/3-1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2-Sanığın adli sicil kayında yer alan ve en ağır olan Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/731 Esas, 2016/147 Karar sayılı 13.12.2016 tarihinde kesinleşen 2 ay 15 gün hapis cezasını içeren mahkûmiyet hükmüne ilişkin ilamın Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas bulunduğu gözetilmeden, yazılı olduğu şekilde Bursa 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/110 Esas 2015/403 Karar sayılı 13.07.2015 tarihinde kesinleşen 13.07.2016 tarihinde infaz edilen, infaz tarihinin üzerinden 3 yıl geçmiş bulunan mahkûmiyete ilişkin ilamın tekerrür uygulamasına esas alınması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı Yasa'nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Yasa'nın 304/2-a maddesi gereğince dosyanın gereğinin ifası için Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.