Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2003/14200, 2011/108916,2017/113898 sayılı ve "THIO-SUL", "THIO-SUL", "THIO-SUL" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “Kal Thio” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/05980 kod numarasını alan başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın YİDK'in 2018-M-10747 sayılı kararı ile yerinde görülmeyerek reddedildiğini, oysa markaların benzer olduğunu, söz konusu ürünlerin tarım sektöründe kullanıldığını, ürünlerin alıcı kitlesinin çiftçiler olduğunu, tarım ve gübre sektöründe müvekkili firmanın uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, "THIO SUL" ibaresinin 16 yıldır sektörde kullanıldığını, davalı şirketin markasının müvekkili adına tescilli "THIO-SUL" markalarının serisi algısını yarattığını, davalı şirketin, müvekkili şirketten ve markalarından haberdar olduğunu, müvekkilinin ABD'de mukim Tessenderlo Kerley Inc'in bütün markalarının satış yetkisini haiz münhasır lisans hakkı sahibi bulunduğunu, davalı firmanın açıkça kötü niyetli olarak, müvekkili şirket markalarını taklit ettiğini, müvekkilinin markalarının toplumda ulaştığı itibardan haksız yere faydalanmayı amaçladığını, davalının fiilleri karşısında müvekkilinin itibarının zedelendiğini ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... Tarım Turizm Gıda İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının markasında yer alan "THİO" ibaresinin kimsenin inhisarına bırakılamayacak kimyasal bir terim olduğunu, müvekkilinin tescil başvurusu yaptığı "KAL THİO" ibaresinin müvekkilinin ürününün içeriğindeki "kalsiyum tiyosülfata" işaret ettiğini, bir kimyasal terimi markasının yan unsuru olarak kullanan ve tescil ettiren davacının "THİO" ibaresinin kendi inhisarında olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasına dayanak olarak Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli, 2015/285 E., 2017/419 K. sayılı kararını gösterdiğini, davacının dayandığı bu kararın henüz kesinleşmediğini, dava konusu davacının markasının "KTS", davalı müvekkilinin markasının ise "GROW MORE KTS-FORTE" ibaresi olduğunu, huzurdaki dava konusu markalar ile hiçbir ilgi ve benzerliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. istemiştir.

2.Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki 01 inci sınıf malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer oldukları, dava konusu “THİO” ibaresinin “bir bileşimde oksijenin sülfür(kükürt) ile değiştirilmesini ifade eden bir ön ek, kükürtlü” anlamına geldiğini, dolayısıyla organik kimyada sıklıkla kullanılır bir kelime olup, ilgili sektörde faaliyet gösterenlerin kullanımına konu olabilecek türden ve mal veya hizmetle bağlantılı bir çağrışım/algı oluşturan bir sözcük olması nedeniyle, dava konusu 01 inci sınıf mallar bakımından ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, başvuru markasında yer alan "Kal" ibaresinin, markanın başında yer almakta olup, markanın esas unsurunu oluşturduğu, dolayısıyla taraf markalarını farklılaştırmaya yeterli olduğu, dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında, bütünsel olarak benzerlik bulunduğundan söz edilemeyeceği, karşılaştırılan işaretlerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olmadığı ve aralarında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı marka başvurusu kapsamında yer alan 01 inci sınıftaki malların tamamının, müvekkilinin 2003/14200 ve 2011/108916 sayılı markalarının kapsamında koruma altında olduğunu, taraf markaları arasındaki esas ve ortak unsurun "THİO" ibaresi olduğunu, hem davalı tarafın marka başvurusuna konu ürün içeriğinde, hem de davacı müvekkiline ait markalı ürünlerin içeriğinde kükürtün bulunmadığını, davalı tarafın kendi kabulünde olduğu gibi ürün içeriğinin "kalsiyum tiyosülfat", davacı müvekkilinin "THİO" markalı ürünlerinin de "azot" içerdiğini, kalsiyum tiyosülfat ve/veya azot içeren ürünlerin içeriğini göstermek için "THİO" ibaresinin açıklayıcı nitelikte kullanılmasının mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince taraf markalarının kullanıldığı ürünlerin içeriği dikkate alınmadan değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu durumun açıkça ortaya koyduğu üzere taraf markalarının benzer bulunduğunu, davalı firmanın kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve aralarında kimya mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere, “THİO” ibaresinin organik kimya dalında “bir bileşimde oksijenin sülfür (kükürt) ile değiştirilmesini ifade eden bir ön ek, kükürtlü” anlamına geldiği, özellikle uyuşmazlık konusu 1 inci sınıftaki kimyasal ürünler bakımından ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, aynı nedenle ticaret alanında herkesin kullanımına açık bir ibare olduğu, davacının da "sul" ve "sul plas" ibarelerini ekleyerek markalarını tescil ettirebildiği, davalının marka tescil başvurusunda yer alan "Kal" ibaresi ile yeterli ayırt ediciliği sağladığı, sonuçta karşılaştırılan işaretlerin 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olmadığı ve aralarında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.