Esastan ret
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ortadan kaldırılması, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/94315, 2016/102337,2011/112801 ve 2011-119178,2006/59232, 83/077833 numaralı "bambino" markalarının sahibi olduğunu, bu markaların 03,05,10,11,16,21,24,25,28,35,07,08,09,21 inci sınıflarda 20.12.2011 ve 30.12.2011 tarihinden itibaren tescillendiğini, markaların uzun yıllara dayalı yoğun ve etkin kullanım ile tanınmış marka haline geldiğini, davalının ise 25. ve 35. sınıflarda tescilli 2017/108865 numaralı "webombinoo" markasının sahibi olduğunu, müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir tacir olan davalının, tanınmış marka olan "bambino" markasından haberdar olmadığını söylemesinin mümkün olmadığını, davalı tarafın markasını müvekkili markasına ayniyet seviyesinde benzeştirmek suretiyle kullandığını, bu kullanımında ısrar ettiği ve hali hazırda aynı kullanımı sürdürdüğünü ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulması ve tecavüz sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilerek, kararın yüksek tirajlı bir gazetede yayınlanmasına, kötü niyetle tescil edilen ve davacı şirket markası ile ayniyet ve iltibas arz eden 2017 108865 tescil numaralı “webombino” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) nezdinde 2017/108865 marka no ile tescilli "webombinoo" markasının 15.05.2018 tarihinde tescil edildiğini, markaya herhangi bir itiraz yapılmadığını, "webombinoo" markasının 25. sınıfta yer alan tekstil konusunda tanınmış marka olduğunu, fakat davacının "bambino" markası ile ürettiği tekstil ürünü olmadığını, davacının tescilden itibaren 5 yıllık süreçte bu sınıfta bir kullanımının olmadığını, sadece çocuklar için plastik araç gereçlerde kullanımı olduğunu, "bambino" ibaresinin ... tarafından 35. sınıfta yoğun kullanımı olduğunu, markalar arasında kelime ve anlam, görsel, işitsel olarak farklılık olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından ilk kez 31.12.1993 tarihinde tescil edilen 2011/112801 numaralı “bambino+Şekil” markasından sonra esas unsuru "bambino" olan markaların çeşitli mal ve hizmetler için davacı adına tescil edildiği, davalının 14.05.2018 tarihinde tescil ettirdiği 2017/108865 numaralı “webombino+Şekil” markasının içerisinde yer alan "BOMBİNOO" ibaresinin gerek görünüş, gerekse sescil olarak "bambino" ibaresi ile karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olduğu, zira tüketicilerin markaları her zaman yanyana görerek karşılaştırma imkanı bulunmadığı, akıllarında kalan kısımlarına göre değerlendirme yapacakları, davacının 2016/102337 numaralı “bambino+Şekil” markasının 28 ve 35. sınıflarda 18.12.2017 tarihinde tescil edildiği ve davalının markasının da tescilli olduğu “koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysileri çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler, ayak giysileri, ayakkabılar, terlikler, sandaletler, baş giysileri, şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler ve bu ürünlerin biraraya getirilmesi hizmetleri” için tescilli olduğu, her ne kadar davalı tarafça davacının markasını tekstil ürünleri üzerinde kullanmadığı definde bulunulmuş ve davacının markasının bu mal ve hizmetler için dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan bu yana ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığı ispat edilememişse de, davacının 2016/102337 numaralı markasının tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin dolmadığı, davalının bu ürünler için markasını tescil ettirdiği tarihten önce kullanım veya başka bir şekilde "bambino" ibaresi üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu ispat edemediği, taraf markalarının ortalama tüketiciye hitap etmesi nedeniyle her iki tarafın markalarının karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının markasının tanınmış marka olduğu ispatlanamamışsa da, benzer sektörde faaliyet gösteren davalı tarafın davacının markasından haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, "bambino" ibaresinin tesadüfen bulunabilecek bir kelime olmadığı, davalının yüksek derecede ayırt edici niteliğe sahip davacı markasının, davacının seri markası olduğu izlenimini uyandıracak kadar benzerini, kendi adına tescil ettirmeye çalışmasının, iyi niyetli bir davranış olarak kabulünün mümkün olmadığı, bir markanın kötü niyetle tescili halinde tescil ettirenin, tescil kapsamındaki bir kısım emtialar için iyi niyetli, bir kısım emtialar için ise kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğine göre, davalının tesciliyle ilgili işlemin temelindeki bu sakatlık nedeniyle, markanın kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükümsüzlük davasının kabulüne, davacı tarafın davalının markasını davacının markasına benzetmek amacıyla tescilli olduğu şekilden farklı kullanmak suretiyle marka haklarına tecavüz ettiği iddiasıyla tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebinde bulunmuşsa da, davalının markasını bu şekilde kullandığına dair bir delil elde edilemediği gerekçesiyle markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; ilk alınan bilirkişi raporunda müvekkili tarafından kullanılan "webombino" markasının davacının bambino markalarına benzer olmadığından iltibas ve karışıklığa sebep olmayacağı ve hükümsüzlük hallerinin oluşmadığı görüşü bildirildiğini, 17.01.2020 tarihli raporda ise davacıya ait bambino markalarının dava tarihi itibariyle tanınmış marka olmadığı, davacının markalarındaki bambino ibaresinin baskın unsur olduğu, taraf markaların fonetik ve görsel açıdan benzer olduğu, iltibas tehlikesinin bulunduğu görüşü bildirildiğini, ayrıca raporda davacı markasının İtalyanca kökenli olup, Türkçe bebek anlamına geldiği, ancak davalı markanın ise anlamsız olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla mahkeme kararıyla belirtildiği üzere tesadüfen değil İtalyanca bebek anlamına geldiğinden herkes tarafından kolayca bulunabileceği, sırf davacı markasından bulunabileceğinden değil müvekkilinin bebek sektöründe faaliyet gösterdiğinden, bebek kelimesinin farklı dillerdeki anlamlarını araştırması ve kendisine yeni bir marka oluşturmasının doğal olduğunu, mahkemenin bambino markasını anlamlı, müvekkilinin webombino markasını anlamsız bulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının 29.11.2017 tarihinde tescil edildiğini ve bu markayı tescil edildiği haliyle kullandığını, 25. sınıfta ve tekstil alanında kullanımla tanınmış marka haline geldiğini, oysa davacının 25. ve 35. sınıfta tekstil alanında herhangi bir üretim ve satışının olmadığını ve bu sınıflardaki hizmetlerde dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde etkin bir kullanımının olmadığının raporda tespit edildiğini, marka ve ambalajlar arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilini bebe tekstili üzerinde çalıştığını, oysa davacının bu sektörde bir çalışmasının olmadığını, markalar arasında kelime ve anlam farkı olduğu gibi, davacının markalarındaki şekil veya görsellere bir yanaşma veya benzerlik olmadığını, müvekkilinin markasının baş kısmında we ibaresinin olduğunu ayrıca devamında da bam yerine bom ibaresinin geldiğini ve son kısımda da iki o harfinin yer aldığını, kaldı ki yazı karakterlerinin de farklı olduğunu, markaların okunuşunda da farklılıklar bulunduğunu, benzer bir şekilde "WOLFLAND SHOES" markası ile "Wollex" markasının başındaki woll ibarelerin aynı olduğu halde bu markaların benzer olmadığı ve yine wonderland euasia markası ile wondershare filmore markalarındaki wonder ibaresinin aynı olmasına rağmen markaların ayrı ayrı tescil olduğunu, öte yandan bambino ibaresinin markasının aynı zamanda ... İletişim A.Ş. tarafından 35. sınıf kapsamında yoğun bir şekide kullanıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın bambino esas unsurlu markalarının bulunduğunu, davalının ise 2017/108865 tescil numaralı "webombino+şekil" markasının bulunduğu, davacı markalarındaki esas unsurun bambino ibaresi olduğunu, "bambino" ibaresi ile davalının markasında yer alan webombino ibaresinin gerek işitsel gerek görsel olarak benzer olduğu, özellikle her iki tarafın markasında kalp işaretinin kullanıldığı ve lacivert renkte yazılmış olduğu, davalı markasındaki we ön ekinin davalının markasını davacının markasından farklılaştırmadığı, yine davacının bir kısım markalarıyla davalının markasının sınıflar bakımından (25 ve 35) benzerlik gösterdiği, bu durumun yani markaların tescil edildikleri emtia bakımından iltibas tehlikesinin mevcut olduğu, davalı tarafça yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında farklı görüşler bildirildiği ileri sürülmüş ise de Mahkemece hükme esas alınan 17.01.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunun ayrıntılı incelemeyi içerdiği gibi istinaf denetimine de elverişli nitelikte olduğu ayrıca daha bilimsel içeriğe haiz olan marka hukuku ilkelerine göre inceleme yapıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve resen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25 inci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple ;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.