Esastan ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı ... Altyapı Hafriyat San. Tic. Ltd. Şirketi arasında imzalanan 17.10.2011 tarihli 4.000.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, davalının söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalının borcunu ödemediğini, 20.09.2012 itibariyle temerrüde düştüğünü, bankaca ihtarnameye esas alacağa akdi % 36 ve temerrüt % 72 oranı üzerinden faiz işletildiğini, yapılan hesaplamada 413.190,40 TL’si asıl alacak, 523.335,14 TL’si işlemiş faiz ve 20.166,76 TL’si Banka ve Sigorta Muamele Vergisi (BSMV) olmak üzere toplam 962.692,30 TL nakit, borçlu firmaya kullandırılan çek karnelerinden dolayı 23.290,00 TL gayrinakit borç tespit edildiğinin bildirildiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, nakdi alacağın 962.692,30 TL ve gayrinakdi alacağın 23.290,00 TL olarak tespitine, asıl alacak tutarına dava tarihinden itibaren % 72 oranında temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı banka tarafından kullandırılan nakdi ve gayrinakdi krediler için o tarihte muaccel olma koşulları oluşmadan ihtar çekilip 1 gün süre verilerek, hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla hem de ilamsız takip yolu ile takip yapıldığını, Ankara 29.İcra Müdürlüğünün 2012/13601 E. sayılı dosyasında muaccel olma koşullarının oluşmadığı, taraflarınca yapılan itiraz üzerine davacı banka tarafından itirazın iptali davası açıldığını, banka yöneticilerinin, anaparanın ödenmesi halinde diğer taleplerden vazgeçileceğine ilişkin beyanları üzerine, borcun teminatını oluşturan ipotekli gayrimenkulun 3. kişi ....’e satıldığını, adı geçen tarafından davacı bankaya 20.05.2015 tarihinde 335.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, davacı bankanın 14.09.2012 gün ve 24414 yevmiye numaralı ihtarnamesinde talep edilen kullanılmış nakdi kredi tutarı 255.793,99 TL ve o tarihe göre tahsile verilmemiş çeklerden ve banka teminat mektuplarından dolayı 188.000,00 TL gayrinakit kredi karşılığı talebinin bulunduğunu, davacı bankanın alacağının nakdi kredi kısmının tamamının bu ödeme ile karşılanmış olduğunu, ayrıca Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki dava dosyasında mevcut bilirkişi raporu ile banka tarafından bir ödeme yapılmadan çek yaprakları için ödeme talep edilemeyeceğinin belirtildiğini, davacı bankanın, mutabakat gereği asıl alacağını tahsil etmiş olması nedeniyle Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki davayı takip etmeyerek, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacı banka bu kez, asıl alacak tutarı fazlası ile ödenmiş iken, bu ödeme hiç yapılmamış gibi huzurdaki davayı ikame ettiğini, bu davada da gerek asıl alacak gerekse faiz taleplerinin fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu, şirket adına yapılan 335.000,00 TL ödeme düşülmeden ve talep edilmeyecek nitelikteki çek bedelleri düşülmeden açılmış olan, yasa ve hakkaniyete aykırı fahiş talepleri içeren davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davacı banka tarafından dava dışı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden ödenmeyen borçların takip hesabına aktarıldığı, kat tarihi olan 13.09.2012 itibari ile 255.793,99 TL nakdi alacak 188.000,00 TL tutarında gayri nakdi alacağın depo edilmesi için 1 gün süre verildiği, her iki borçluya ihtarnamenin 18.09.2012 tarihinde tebliğ edildiği, 20.09.2012 tarihi itibari ile temerrütün oluştuğu, davacı banka tarafından davalı Lütfi Kenet ve dava dışı diğer kefiller hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı, aynı tarihte ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takip başlatıldığı, ipoteğin satışı sonrasında elde edilen 335.000,00 TL'nin ana para borcundan mahsup edildiği, Merkez Bankasından gelen yazı cevabına göre, davacı banka tarafından Eylül 2012 ve sonrasına ait fiilen ticari kredilere uygulanan temerrüt faiz oranını % 72 olduğu, sözleşmenin 52.3 maddesine göre "... Borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın veya hesapların kat'ı veya borçluların muacceliyeti yahut sözleşmenin feshi tarihinde sözleşmede yer alan veya bankaca değiştirilen yeni temerrüt faiz oranının uygulanmasını ve bu faize ilişkin mali yükümlülükler ile temerrüt komisyonu ve masraflarıda derhal ödemeyi müşteri kabul ve taahhüt eder" hükmü temerrüt tarihi itibari ile Merkez Bankasına bildirilen en yüksek faiz oranını % 36 olduğu dikkate alındığında temerrüt faizinin % 72 olarak kabulü gerektiği, itibar olunan bilirkişi hesaplamaları ışığında davacı talebi ile de bağlı kalınarak nakti alacak yönünden davanın kısmen kabulüne, 86.608,39 TL asıl alacak, 523.335,14 TL işlemiş faiz, 26.166,76 TL BSMV 636.110,29 TL'nin asıl alacağı dava tarihinden itibaren işletilecek % 72 oranında temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebi ile gayrinakdi alacağın depo edilmesine ilişkin taleplerinin yerinde bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kredi taksitlerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle tüm hesapların muaccel hale getirilmesi için borçlulara ihtar gönderildiğini ve 29.03.2017 tarihinde muacceliyetin gerçekleştiğini, dosyaya sunulan müvekkili bankanın faiz genelgeleri gereği temerrüt tarihinden itibaren istenecek ve işleyecek faiz oranının % 72 olup, bilirkişiler tarafından % 36 cari faiz talep edilemeyeceğini, kredinin orijinal faizinden hesaplama yapılabileceğine ilişkin tespitin yanlış olduğunu, faiz oranlarına ilişkin genel mektupta kat edilen hesaplarda hesap katından temerrüt tarihine kadar % 36 cari faiz uygulanacağı hükmü bulunduğunu, genel kredi sözleşmesinde müvekkili banka kayıtlarının esas alınacağının açıkça belirtildiğini, yine aynı genel mektupta temerrüt faizinin cari faizin % 100 fazlası yani % 72 olarak uygulanacağının açık olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ihtar tarihinden takip tarihine kadar bir kısım ödemeler yapıldığını, yapılan kısmi ödemelerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi gereği öncelikle faiz ve masraflardan düşülmesi gerekirken, ödeme tarihindeki toplam borç üzerinden dahi değil de ana paradan düşüm yapılarak, buna göre sonraki dönemler kalan anapara üzerinden eksik faiz hesabı yapıldığını, yapılan tahsilatın 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesine göre masraf ve faize mahsup edilmesi gerekirken müvekkili bankanın kendi iç hesap tutarlılığı ve tahsilat hesap tutma yöntemi olarak ana paraya mahsup yapılması nedeniyle müvekkili banka kayıtlarının esas alınacağını ve yapılan tahsilatın ana paraya yapıldığı hususunun kabul edilmesi gerekeceği tespitinin yerinde olmadığını, mahsup işleminin icra dosyasındaki talepleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun tümüyle hatalı hesaplamaya dayalı olduğunu, ayrıca ilamda, davada talep edilen gayri nakdi alacaklar için depo kararı verilmesi talebinin ayrı bir davaymış gibi değerlendirilerek bu talep yönünden ayrıca yargılama gideri ve harç hesabının da hatalı olduğunu, davalının kendisini vekille temsil ettirmesinden dolayı lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini ancak ilamdan da anlaşılacağı üzere davalının dosyada vekili bulunmadığını, dosya ilk açıldığı dönemde Av. ....'nin davalının vekilliğini üstlenmiş ise de; vekilin Mart 2019 tarihinde vefat ettiğini ve vefatla birlikte vekâlet ilişkisinin de son bulduğunu, bu tarihten sonra da dosyanın başka bir vekilce takip edilmediğini, bu nedenle bu yönüyle de kararın hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına uygun denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyetinin raporu ile davacı vekilinin dava dilekçesinin kapsamı ile taleple bağlılık ilkesi gözetilmek suretiyle açılan davada davacının davasının kısmen kabulüne, 86.608,39 TL asıl alacak, 523.335,14 TL işlemiş faiz, 26.166,76 TL BSMV 636.110,29 TL'nin asıl alacağı dava tarihi 07.09.2015 tarihinden itibaren işletilecek % 72 oranında temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebi ile gayrinakdi alacağın depo edilmesine ilişkin taleplerinin yerinde bulunmadığından reddine yönelik kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak usul ve yasaya aykırı Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın davalı kefilden tahsili talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple ;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.