Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, davalı 3. kişi vekili ve davalı borçlu vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı alacaklı vekili, 27.06.2012 tarihinde borçlu adresinde yapılan haciz işlemi sırasında davalı 3.kişinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak istihkak iddiasında bulunduğunu öne sürerek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi, haciz yapılan iş yeri ile borçlunun bir ilgisi bulunmadığını, mahcuzların dava dışı firma ve şahıslardan satın alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu vekili, davacının alacağından dolayı haciz yaptığı adresin ve dava konusu mahcuzların müvekkiline ait olmadığını öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, mahcuzlardan 2 adet davlumbaz ve 1 adet ....marka mikser (hamur karıştırıcı), dışındaki tüm menkul mallara ilişkin olarak davalı 3. kişi tarafından sunulan faturaların defterlerine kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 2 davlumbaz ve 1 adet ...marka mikser (hamur karıştırıcı) dışındaki tüm menkul malların davalı 3. kişiye ait olduğunun tespitine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili, davalı 3. kişi ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-Davalı 3. kişi ve davalı borçlu vekilinin temyiz itirazları yönünden;
İİK'nın 4949 sayılı Kanun'la değiştirilen 363/1. maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı Kanunu'nun Ek 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 01.01.2015 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında temyize konu değerinin 5.980,00 TL'yi geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının temyiz kabiliyeti yoktur. İİK’nun 363,365/3, Ek 1. maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin REDDİNE;
2-Davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre dava konusu haczin; ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı, takip dayanağı faturalarda yer alan adres ile haciz adresinin aynı adresler olduğu, haciz adresi borçlu şirketin Ticaret Sicil kayıtlarında yer alan adresi iken borcun doğum tarihinden sonra 08.05.2009 tarihinde haciz adresinden taşındığı, davalı 3.kişinin aynı tarihte haciz adresinde faaliyete başladığı, yine Vergi Dairesi kayıtlarına göre borçlu şirketin borcun doğum tarihinden sonra 07.05.2009 tarihinde haciz adresindeki otelcilik faaliyetine son verdiği,aynı gün davalı 3. kişinin haciz adresinde otelcilik faaliyetine başladığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi, borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, davanın İİK 99. maddesi gereğince alacaklı tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı 3. kişinin dayandığı, borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan, faturalar mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir. Davalı 3.kişi tarafından delil olarak sunulan bu belgeler, istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler.
Kaldı ki, davalı 3. kişinin dava konusu mahcuzların büyük kısmına ilişkin olarak sunduğu 01.12.2011 tarihli faturanın düzenleyicisi Abdülay Sağıroğlu’nun, 14.10.2010 tarihinde elden verdiği 200.000 TL için davalı 3. kişi şirket aleyhine takip başlattığı, anılan takip neticesinde haciz adresinde bulunan tüm menkulleri 09.03.2011 tarihinde yapılan ihale ile alacağına mahsuben satın aldığı, kısa bir süre sonra 26.04.2011 tarihinde ihale ile satın aldığı mahcuzları davalı 3. kişiye fatura ettiği, davacı alacaklı tarafça delil olarak gösterilen alacaklısı farklı-borçlusu aynı olan farklı bir takip dosyasında; 05.04.2010 tarihli haciz esnasında haciz adresinde hazır bulunan 3. kişi şirket yetkilisi ve muhasebe müdürünün haciz adresinde bulunan bir kısım demirbaşların borçlu şirketten satın alındığını beyan ettikleri, buna ilişkin 01.06.2009 tarihli 16 adet fatura ibraz edildiği, davalı 3. kişinin eldeki davada bu faturalara delil olarak dayanmadığı, bu koşullarda, istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekir.
Bu nedenlerle Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı 3. kişinin dayanağı faturalarla mahcuzların aynı olup olmadığına, davalı 3. kişinin incelenen bir kısım defterlerinin kapanış tasdiklerinin olup olmadığına ve defterlerde kayıtlı fatura bedellerinin ödenip ödenmediğine ilişkin belirlemeleri içermeyen bilirkişi raporu uyarınca davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi ve davalı borçlu vekilinin temyiz dilekçelerinin REDDİNE, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 04.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.