Esastan ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 24.05.2021 tarihinde davalı bankadan banka çalışanı olduğunu söyleyen bir kişi tarafından arandığını, kullanılmayan sigorta bedelinin hesabına yatırılacağının söylendiği ve kendisine mobil bankacılık uygulamasından onay vermesi gerektiğini bildiridiğini, hem konuşup hem işlem yapmasının zor olduğunun belirtilerek eşine ait olan telefondan arandığını, kendisi mobil uygulama üzerinden işlem yaparken eşinin konuşmaya devam ettiğini, arayan kişinin hiçbir bilgi talep etmeden hesap açılış tarihi, vadeli mevduat tutarı, aldığı faiz ve diğer mevduat hesaplarındaki tutarı doğru ve eksiksiz bildiğini, müvekkiline faiz oranının düşük olduğunu, mobil uygulamanın düşük faiz oranı verdiğini ve kendisine vereceği Yapı Kredi Bankası havuz hesabına bankadaki parasını aktarması gerektiğini, parayı aktarırken faiz güncelleme şeklinde işlem belirtmesi gerektiğini, müvekkilininde arayan kişiye inanarak verilen hesaba, 190.525,00 TL ve 70 gr altını gönderdiğini, müvekkilinin bir süre sonra bu kez farklı bir numaradan aranarak işlemlerin devam ettiğini, hatta kalması gerektiği bilgisinin ve hesabıyla ilgili bilgilerin verildiğini, daha sonra telefonun kendiliğinden kapandığını ve arayan numaraları aradığında ulaşılamadığını, müvekkilinin durumu fark ettiği an davalının müşteri hizmetlerini aradığını ve şüpheli işlem bildiriminde bulunduğunu, sonrasında şubeye giderek yazılı itirazda bulunduğunu, ayrıca Körfez Cumhuriyet Başsavcılığına suçu duyurusunda bulunduğu ileri sürerek 190.525,00 TL ve 70 gr altının fiili ödeme günündeki TL karşılığının 24.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı saklamakla yükümlü olduğu bilgilerini, şifrelerini 3 üncü şahıslarla paylaşarak, dava konusu olayın meydana gelmesine kendisi sebebiyet verdiğini, dava konusu olayda müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davaya konu işlemler bizzat davacının cep telefonuna her işlem için tek seferlik gönderilen şifre ile gerçekleştirildiğini, davacının bireysel müşteri sözleşmesi ve 5464 sayılı Kanuna aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın internet bankacılığı ile ilgili sistemleri üzerinde son teknolojik gelişmeler kapsamında alınabilecek tüm önleyici ve güvenlik tedbirlerini almayarak davacının hesabından havale işleminin yapılması nedeniyle objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının ise 3 üncü şahısların kendi cep telefonuna ve bilgilerine ulaşmasına imkan tanıyan saldırıyı önleyici tedbirleri almayarak kendisine verilen özel ve diğer bilgileri koruyup saklamada gerekli dikkat ve özeni göstermediği değerlendirilerek her iki tarafın eşit oranda kusurlu olduğu, davalı bankanın, davacının bilgilerini saklama yükümlülüğünü kasten ihmal ettiğini de ispatlayamadığı ancak koruyup saklama yükümlülüğünü kastı olmasa da yerine getiremediğinden %50 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 95.262,50 TL nin ve 35 gr altının fiili ödeme tarihindeki değeri üzerindeki TL karşılığının zararın meydana gelen tarihi olan 24.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu işlemler davacının mobil bankacılık kanalı ile gerçekleştirildiğini, davacı, saklamakla yükümlü olduğu bilgilerini, şifrelerini 3 üncü şahıslarla paylaşarak, dava konusu olayın meydana gelmesine kendisi sebebiyet verdiğini, eksik ve hatalı bilirkişi raporuyla hüküm tesis edildiğini, dava konusu olayda müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davaya konu gerçekleşen işlemlerin müvekkil bankanın herhangi bir güvenlik açığından değil tam tersi davacının korumakla ve saklamakla yükümlü olduğu bilgilerini paylaşmasından kaynaklı olduğunu, müvekkili bankanın objektif özen yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiaları asılsız olup davacıyla eşit oranda kusur atfedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı, bireysel müşteri sözleşmesi ve 5464 sayılı Kanuna aykırı davranmış olup dava konusu olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, dava açarken 80.000,00 TL üzerinden harç yatıran davacının davası ıslah edilmediğini, ıslah edilmediğinden İlk Derece Mahkemesince 40.000,00 TL’lik kısmının kabulü doğru olacakken 190.525,00 TL ve 70 gram altın üzerinden yarısı kabul edilerek hatalı bir karar ihdas edildiğini, davaya konu işlemler bizzat davacının cep telefonuna her işlem için tek seferlik gönderilen şifre ile gerçekleştirildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin inceleme konusu kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, ayrıca, davacı, dava dilekçesinde dava değeri olarak fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 80.000,00 TL belirtmiş ise de talep sonucu kısmında 190.525,00 TL ve 70 gr altının fiili ödeme günündeki karşılığı olan TL'yi talep ettiği, davacının tüketici olması sebebiyle harca tabi olmayan davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesaplarından bilgisi ve izni dışında internet ve mobil bankacılık yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilerek üçüncü kişiler adına açılmış hesaplara havale edilen paralar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.