1-Taksirle yaralama, 2-Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
1-Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu için: TCK' nın 179/2, 50/1-a, 52. maddeleri gereğince mahkumiyet
2-Taksirle yaralama suçu için: TCK'nın 89/4, 22/3,50/1-a, 52,53/6 . maddeleri gereğince mahkumiyet, sürücü belgesinin geri alınması
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve müşteki ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıktan şikayetçi olup davaya katılma talebinde bulunmasına rağmen, bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikayetçi ...' in, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz hakkı bulunduğu ve olayda kendisinin de yaralanması nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü, hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koymakla, 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına,
Sanığın temyiz dilekçesi içeriğine göre temyizin, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden suç vasfına yönelik olduğu belirlenmekle, bu suçtan kurulan hükmün de temyizi kabil olduğu kabul edilmek suretiyle, sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ve katılan ...' in sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Mahkemece sanığın üzerine atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, yaralama ile sonuçlanan olay sırasında 239 promil alkollü olup güvenli sürüş yeteneğine sahip olmadığı anlaşılan sanık hakkında, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet vermesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince en ağır cezayı gerektiren fiilden sorumlu tutulup, daha ağır cezayı öngören taksirle yaralama suçundan cezalandırılması ile yetinilerek, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmaması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, "sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına" karar verilmek suretiyle, hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- 15/10/2007 gecesi saat 21: 05 sıralarında, güvenli şekilde ... sevk ve idare yeteneğini tereddütsüz olarak ortadan kaldırır şekilde 2,39 promil alkollü olan sanığın, yönetimindeki otoyla, orta refüjle bölünmüş, tek yönlü, 7 m. genişliğinde, 2 şeritli yola ters istikametten girerek yolu ortalayacak şekilde seyrettiği sırada, tam ve asli kusurlu şekilde, otosunun sağ ön kısmıyla; önce aynı yol bölümünde, karşısından, sol şeritte kurallara uygun şekilde seyir halinde olan müşteki ...'ın yönetimindeki otonun sağ ön kısmına, müştekinin şeridinin orta bölümünde çarpması, sonra çarpmanın etkisiyle savrulan sanığın aracının diğer müştekiyle aynı yönde, kurallara uygun şekilde, sağ şeritte seyretmekte olan mağdur ...'ın yönetimindeki otoya da çarparak yoldan çıkarıp bankete düşürmesi sonucu, müşteki ... sürücüsü ... ve onun aracında yolcu olan müşteki ...'in doktor raporlarında belirtildiği şekilde yaralanmalarına sebep olması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın kusurunun ağırlığı ve meydana gelen zarar dikkate alınarak, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve hak ve nasafet kuralları uyarınca sanık hakkında temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılan ...' in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerle, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.