İNCELEME KONUSU

İtirazın kabulü ile Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2021 tarihli kararının kaldırılmasına dair karar

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2021 tarihli talepnamesi ile sanık hakkında 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 50 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.600,00 TL ve 300,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin isteme uygun olarak verilen Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2021 tarihli kararına yönelik sanık müdafiince yapılan itiraz üzerine Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2021 tarihli kararı ile itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.04.2022 tarihli ve 2022/4612 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2022 tarihli ve KYB-2022/66281 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2022 tarihli ve KYB-2022/66281 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Her ne kadar merci Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi gereğince olumlu ya da olumsuz değerlendirme yapılmadığından bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre, sanığın yargılama konusu eyleminin, 6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi kapsamında yer alan “ Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri bulundurma" suçuna ilişkin olduğu ve atılı suçun 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250/1-b maddesine göre seri muhakeme usulüne tabi olduğu,
5271 sayılı Kanun'un 250/4,5,6 ve 7. maddelerinde,
"(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.(1)
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.
(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez." şeklinde yer verilen düzenlemelere göre, Cumhuriyet savcısının takdir ve değerlendirme yetkisi içinde sadece seri muhakeme usulü kapsamında olan suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirleyebileceği, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesine ilişkin olarak esasen mahkemenin takdirinde olan indirim uygulamasının savcılık tarafından yapılamayacağı, kaldı ki seri muhakeme usulü uygulanan suçlarla ile ilgili yapılan yargılamada mahkemesince talepnamede belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurulmasının bir zorunluluk bulunduğu, merci tarafından yapılacak incelemenin isnat olunan suçun seri muhakeme usulü kapsamında olup olmadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 250/3. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususları ile sınırlı olduğu gözetilmeksizin, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. 02.12.2020 tarihinde sanıktan 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliği haiz ateşli silah ve fişeklerinden olduğu belirlenen tabanca ve 6 adet fişek ele geçirilmesi olayına ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2021 tarihli talepnamesi ile sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.600,00 TL ve 300,00 TL adli

para cezaları ile cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır. Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2021 tarihli kararı ile talepnamede belirtilen isteme uygun olarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık müdafiinin itirazı üzerine Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2021 tarihli kararı ile itirazın kabulü ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi gereğince olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmadığından anılan kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun'un "Seri muhakeme usulü" başlıklı 250 nci maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan fıkraları;
"(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.
(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.
(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.
(14) (Değişik: 8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler."
Şeklinde düzenlenmiştir.

3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin on dördüncü fıkrasına göre, seri muhakeme usulünün uygulanması ile kurulan hükme yönelik itiraz üzerine itiraz merciinin, ancak seri muhakeme usulünün teklifine ilişkin usule uyulup uyulmadığı, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında kalıp kalmadığı yönünde inceleme yapabileceği halde, uygulanması mahkemenin takdirinde bulunan 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığından bahisle itirazın kabulüne karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2021 tarihli ve 2021/281 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2024 tarihinde karar verildi.
...