SAYISI: 2022/İHK- 22554
SAYISI: K-2022/38374
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaya olan davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 151.638,94 TL olarak yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sunduğu maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizle yapılması gerektiğini, davacının müterafik kusuru olduğunu, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin nispi ücretin 1/5'i oranında olabileceğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 151.638,94 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 30.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
A.İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun kaza mevzuata uygun düzenlenmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, kusur oranlarındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerekirken TRH Yaşam Tablosu ve % 0 teknik faize göre hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı lehine nispi tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki mevzuata uygun bulunduğu, bu raporu esas alarak aktüer bilirkişinin hazırladığı raporun ve hesaplama tekniğinin gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olarak ve Yargıtay uygulamaları gözetilmiş olması sebebiyle karar vermeye yeterli olduğu, kusur oranlarının oluşa uygun olduğunu ve vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığından bahisle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itirazında ileri sürdüğü sebepleri tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, usule uygun olarak düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında isabersizlik bulunmamasına, hesap bilirkişi raporundaki hesaplama tekniğinin ve yapılan hesaplamanın usul ve yasaya uygun olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1 inci maddesinde "kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" düzenlemesine yer verilmiş olup; haksız fiil failinin sorumluluğu için kusur, ön şart olarak benimsenmiştir. Bu yasal düzenlemenin sonucu olarak da, haksız fiil faili, eyleminin sebep olduğu zarardan, kusuruyla sınırlı olarak sorumlu tutulabilecektir.
HMK'nın 266 ncı madde hükmüne göre ise kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır.
Dosyada kazanın oluşumu açısından somut olay incelendiğinde; kaza neticesinde tutulan kaza tespit tutanağında; davacı yayanın davalıya sigortalı aracın önüne aniden çıktığı belirtilerek kazanın oluşumunda tek kusurlunun davacı yaya olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan kusur raporunda ise; davacı yayanın öncelik geçiş hakkı araçların olduğu mahalde emniyetli şekilde karşıdan karşıya geçmediği için %70 oranında kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise; sol şeritten gelmekte olan aracın ilk geçiş hakkına sahip olmasına rağmen hızının fazla olması nedeniyle etkili fren tedbirini uygulamadığı için %30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup bu suretle hükme esas alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki oluşmuştur.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyetince, soruşturma/dava açıldı ise ceza dosyası getirtilerek ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek bilirkişi heyetinden, kusur raporu ile kaza tespit tutanağı arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.