Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıya 396100911 poliçe no ile zorunlu trafik sigortalı... plakalı kamyonu kullanan murisin tek taraflı trafik kazası sonucu vefat ettiğini, murisin müvekkillerinin eşi ve babası olduğunu, muris kamyon şoförü olup müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için ayrı ayrı 5.000,00’er TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle taleplerini davacı ... için 190.000,00 TL, davacı Muhammed için 35.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, ... plakalı aracın kaza tarihi itibari ile müvekkili şirkette zorunlu trafik sigorta poliçesinin bulunmadığını, 396100911 nolu poliçenin kaza ile ilgisi bulunmayan ...plakalı araç için düzenlendiğini, poliçe üzerinde tahrifat yapılarak araç bilgilerinin değiştirildiğini, taraflarınca suç duyurusunda bulunulduğunu, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, muris tam kusurlu olduğundan müvekkilinin sorumlu olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 19.12.2013 tarih ve 2012/426-2013/521 sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 122.440,45 TL, davacı Muhammed Koç için de 15.379,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş; Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2017 tarih ve 2016/9724 - 2017/7609 sayılı kararı ile "... Davaya konu poliçenin sahte olduğu henüz ceza mahkemesi kararıyla sabit olmadığı gibi, mahkemece poliçenin sahte olduğu kabul edildiği halde davalı ... şirketinin sahte poliçeden dolayı sorumluluğuna hükmedilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece ilgili soruşturma dosyası ve açılırsa ceza dosyasının sonucu beklenerek toplanan tüm deliller, soruşturma ve ceza dosyasının sonucu birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." şeklinde belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, kaza tarihinde ... adına kayıtlı bulunan... plakalı aracın davalı ... şirketinin acentesi tarafından dava dışı ... ...'e verilen bir kısım poliçeler nedeniyle sahte olarak tanzim edilip düzenlendiği, ... ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, ilgili şahsın Savcılık aşamasında ifadesinin alındığı, ifadesinin bir örneğinin dosya kapsamında bulunduğu, bunun dışında soruşturma dosyasının halen derdest olup başkaca bir işlem yapılmadığı, sigorta müfettişinin raporu, acentenin işlemlerinden sigorta şirketinin de sorumlu olduğu, acente tarafından bir kısım poliçelerin dava dışı ... ...'e verilerek sahte poliçe tanzimine neden olunduğu, poliçedeki prim bedelinin düzenlenen sahte poliçede peşin ödenmiş olduğu ve poliçenin makbuz yerine geçtiğinin belirtildiği mahkemece de düzenlenen sahte poliçe prim bedelinin dava dışı ... ... tarafından alındığının kabul edildiği, elindeki bir kısım poliçelerin dava dışı ... ...'e vermek suretiyle sahte poliçe tanzimine neden olan acentenin ve yine acente sözleşmesi nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğu mahkemece kabul edildiği, davacılar murisinin ölümü nedeniyle davalı ... şirketinin herhalde davacılara karşı sorumlu olduğu davalı ... adına işlem yapan acentesi ve sigorta yaptıranla olan ilişkilerin taraflar arasında bir iç ilişki olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 122.440,45 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ...için15.379,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun TRH 2010 Yaşam Tablosundaki bakiye ömür dikkate alınarak yapılması gerektiğini, müteveffanın E sınıfı sürücü belgesi sahibi olmasına rağmen gelirinin asgari ücret esas alınarak hesaplandığını, üstelik asgari ücret tarifesi değiştiği halde mahkeme güncel asgari ücrete göre ek rapor da alınmadığını, aracın kamyon olup ticari avans faizi talebi olmasına rağmen yasal faize hükmedildiğini, karşı taraf lehine tavzih ile vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da yasaya aykırı olduğunu belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu poliçenin yetkili acente tarafından düzenlenen bir poliçe olmayıp, poliçe bedeli de müvekkili sigorta şirketi tarafından tahsil edilmediğini, dolayısı ile sahte bir şekilde düzenlenen poliçe sebebiyle davalı ... şirketinin sorumlu olmadığını, davacı tarafça usulüne uygun olarak dosyaya sunulan bir poliçe de bulunmadığını, davacıların dolaylı mı yansıma yoluyla mı zararı olduğunun belirlenmesi gerektiğini, yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, davacı çocuk için bakım ve iaşe giderine ilişkin hesaplama yapılmadığını, hesaplama tekniğinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu sürücünün vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddenin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi
1- Davalı vekili cevap dilekçesinde zorunlu trafik sigorta poliçesinde tahrifat yapıldığını, davacının murisinin kullandığı... plakalı aracın kaza tarihi itibari ile müvekkili şirkette zorunlu trafik sigorta poliçesinin bulunmadığını, 396100911 nolu poliçenin kaza ile ilgisi bulunmayan ...plakalı araç için düzenlendiğini savunmuş, bu konuda suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiştir.
Bu nedenle başlatılan Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/8752 soruşturma sayılı dosyasının onaylı suretinin incelenmesinde davalı vekilinin belgede sahtecilik şikayeti üzerine 2016 yılı itibariyle soruşturmanın devam ettiği görülmüştür. Mahkemece verilen ilk kararda "soruşturma dosyasının halen derdest olup başkaca bir işlem yapılmadığı, sigorta müfettişinin raporu, acentenin işlemlerinden sigorta şirketinin de sorumlu olduğu, acente tarafından bir kısım poliçelerin dava dışı ... ...'e verilerek sahte poliçe tanzimine neden olunduğu, poliçedeki prim bedelinin düzenlenen sahte poliçede peşin ödenmiş olduğu ve poliçenin makbuz yerine geçtiğinin belirtildiği, mahkememizce de düzenlenen sahte poliçe prim bedelinin dava dışı ... ... tarafından alındığının kabul edildiği, elindeki bir kısım poliçeleri dava dışı ... ...'e vermek suretiyle sahte poliçe tanzimine neden olan acentenin ve yine acente sözleşmesi nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğu mahkememizce kabul edilmiştir." şeklindeki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2017 tarih ve 2016/9724 - 2017/7609 sayılı kararı ile "... Davaya konu poliçenin sahte olduğu henüz ceza mahkemesi kararıyla sabit olmadığı gibi, mahkemece poliçenin sahte olduğu kabul edildiği halde davalı ... şirketinin sahte poliçeden dolayı sorumluluğuna hükmedilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece ilgili soruşturma dosyası ve açılırsa ceza dosyasının sonucu beklenerek toplanan tüm deliller, soruşturma ve ceza dosyasının sonucu birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." şeklinde belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş ve bozma ilamı sonrası yapılan araştırmada soruşturma dosyasının Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/918 soruşturma sayılı ile devam ettiği tespit edilmiş, Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/918 soruşturma sayılı dosyası ile mahkemeye sunulan 03.11.2020 tarihli cevabi yazıda da soruşturma dosyasının halen derdest olduğu belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, bozma ilamının gereği yerine getirilerek Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/918 soruşturma sayılı dosyanın ve varsa ceza dosyasının sonucu beklenerek toplanan tüm deliller, soruşturma ve ceza dosyasının sonucu birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bozma ilamının gereği yerine getirilmeden karar verilmesi isabetli olmayıp hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılar ve davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.