5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "kanun hükmü gereğince sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgede sahtecilik" suçunun suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nin 342/2 ve sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nin 204/1-3. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturduğu, bu suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırına göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nin 102/3, 104/2. maddelerinde öngörülen 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının, suçun işlendiği 08.11.2004 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz talepleri bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nin 102/3, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 24/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.