Sanık hakkında hukuka aykırı olarak kişisel verileri yok etme suçundan kurulan hüküm yönünden, suçtan zarar görmeyen katılan ilgili Bakanlık vekilinin davaya katılma hakkı bulunmadığı ve mahkeme tarafından da katılma kararı verilmiş olmasının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği tespit edilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hukuka aykırı olarak kişisel verileri yok etme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hukuka aykırı olarak kişisel verileri yok etme suçlarından dava açılmıştır.
2. Bakırköy 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan beraat kararları verilmiştir.
3.Katılan ilgili Bakanlık vekili ve katılan vekilinin istinaf talebi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 09.11.2020 tarihli kararı ile beraat kararı kaldırılarak sanık hakkında atılı suçlardan mahkumiyet kararları verilmiştir.
1. Sanık müdafiilerinin ayrı ayrı dilekçelerdeki temyiz istekleri, sübuta, suç unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, şayet beraat kararı verilmeyecekse lehe hükümlerin uygulanmaması ile takdiri indirim yapılmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Katılan ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteği, her iki suça yönelik olup, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
3-Katılan vekilinin temyiz isteği ise, her iki suça yönelik olup, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. Dava konusu olay, 25.06.2017 tarihinde, sanığın aralarında gönül ilişkisi bulunan katılana ait cep telefonunu alarak içerisindeki tüm bilgileri sildirmek suretiyle fabrika ayarlarına döndürerek katılana iade ettiği, 28.09.2017 tarihinde ise, sanık ile katılanın araç ile dolaşırken aralarında çıkan tartışma üzerine, sanığın aracı açık otoparka çekerek katılanı araç içerinde bırakıp, kapıları kilitledikten sonra uzaklaştığı, yapılan ihbar üzerine katılanın görevlilerce araçtan çıkartıldığı iddiasına ilişkindir.
2. Görevlilerce düzenlenen 28.09.2017 tarihli tutanakta, ihbar üzerine giden görevlilerin, araç içerisinde kilitli kalan müştekiyi çıkarttıkları belirtilmiştir.
3. Mahkemece tanık olarak dinlenen A.A. aşamalardaki istikrarlı ve değişmez beyanlarında, sanık ile katılanın dükkana gelerek katılanın, telefonun açılmadığını söylediğini, telefonu incelediğinde sıfırlandığını söyledikten sonra katılan ile sanığın tartışmaya başladıklarını, katılanın, telefon içerisinde önemli bilgiler olduğunu söylediğini, sanığın ise, telefonu sıfırlattığı yere götürürlerse bilgilerin gelebileceğini söylediğini ifade etmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Araç içinde kilitli kalan katılanın polis tarafından çıkarıldığı ve sanıktan şikayetçi olmadığını bildirdiği kabul edilerek cezalandırılmasına yeter, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından her iki suçtan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Katılanın, hayatın olağan akışına uygun düşen beyanlarına itibar edilip, sanığın kendisini cezadan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek tutanak, tanık ve katılan beyanları ile sabit olduğu kabul edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cep telefonundaki tüm verilerin fabrika ayarlarına döndürülmek suretiyle yok edildiği kabul edilerek hukuka aykırı olarak kişisel verileri yok etme suçundan sanık hakkında atılı suçun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle beraat kararları kaldırılarak mahkumiyet kararları verilmiştir.
A. Sanık hakkında hukuka aykırı olarak kişisel verileri yok etme suçundan kurulan hükümde, şikayetçi ilgili Bakanlık vekilinin temyiz talebine yönelik incelemede;
Yargılama konusu suç yönünden şikayetçi ilgili Bakanlık'ın suçtan zarar gören sıfatının bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına, suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ile yetkisinin bulunmadığı, mahkemece katılma hakkı verilmesinin de davaya katılma ve temyiz hakkı vermeyeceği, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6763 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, şikayetçi ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanık hakkında kişisel verileri yok etme suçundan kurulan hükümde, katılan vekili ve sanık müdafiilerinin; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümde ise, katılan vekili, katılan ilgili Bakanlık vekili ve sanık müdafiilerinin temyiz taleplerine yönelik incelemede;
1. Sanığın suç işleme eğilimi, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılamadığı gerekçesiyle lehe hükümlerin uygulanmaması hususuna ilişkin kararda, hukuka aykırılık bulunmamış, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim yapılmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz itirazları reddedilmiştir.
2. T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ..., Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçların sanık tarafından işlendiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
A. Hukuka aykırı olarak kişisel verileri yok etme suçundan kurulan hükümde, şikayetçi ilgili Bakanlık vekilinin temyiz talebi yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) numaralı bendinde açıklanan nedenle şikayetçi ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Kişisel verileri yok etme suçundan kurulan hükümde, katılan vekili ve sanık müdafiilerinin; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümde ise, katılan vekili, katılan ilgili Bakanlık vekili ve sanık müdafiilerinin temyiz talepleri yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 09.11.2020 tarihli kararına yönelik katılan vekili, katılan ilgili Bakanlık vekili ve sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 22. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.