Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 29.04.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmıştır.

2.Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

3. Katılan ilgili Bakanlık vekili, katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 27.01.2021 tarihli kararı ile hüküm kaldırılarak sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Katılan ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteği, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın resmi nikahlı eşi ile aralarında çıkan tartışma üzerine işe gitmesine izin vermediği, bıçakla yaralayarak hastaneye gitmesine izin vermediği, ertesi gün sabahleyin sanığın uyuduğu sırada katılanın evden ayrıldığı iddiasına ilişkindir.

2. Adli Tıp Kurumu'nun 16.09.2019 tarihli raporunda, katılanın mevcut yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı ve hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiştir.

3. Katılan aşamalarındaki istikrarlı ve değişmez beyanlarında özetle, eşi olan sanık ile aralarında çıkan tartışma üzerine, sanığın sabahleyin işe gitmek için evden çıkmasına izin vermediğini, ilerleyen saatlerde bıçakla yaraladığını, hastaneye gitmek istemesine rağmen izin vermediğini, sanığın uyumasından istifade ederek evden ayrıldığını ifade etmiştir.

4. Sanık aşamalardaki beyanlarında, aralarında çıkan tartışma üzerine katılanı yaraladığını kabul etmiş, ancak alıkoymadığına dair anlatımlarda bulunmuştur. İstinaf incelemesi sırasındaki duruşmada alınan beyanlarında ise namus meselesi sebebiyle tartıştıklarını ifade etmiştir.

5. Mahkemece beyanları alınan F.Y. kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında, katılan ile iş arkadaşı olduklarını, katılanın Niyazi adlı bir erkekle telefonla görüştüğünü, yaklaşık bir ay önce de katılanın kendisini arayarak eşinin, telefon kayıtlarını çıkardığını, Niyazi ile görüştüğünü anladığını, Niyazi ile görüşmeleri kendisinin yaptığını eşine söylemesini istemesi üzerine, katılanın bu isteğini yerine getirdiğini, ancak sanığın inanmadığına dair anlatımlarda bulunmuştur.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, ancak bu eylemlerinin bir bütün halinde eziyet suçu kapsamında kaldığı kanaatine varıldığından, eşe karşı eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını ayrı ayrı işlediğinin sabit görüldüğü gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçlardan mahkumiyet kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın eylemlerinin kül halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilmiş, mahkumiyet kararları kaldırılarak atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

1. Sanık hakkında, atılı suçtan hüküm kurulurken ilk derece mahkemesince belirlenen temel cezada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi ve 61 inci maddesinin birinci fıkrasına bir aykırılık bulunmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve
refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ilgili Bakanlık vekilinin bu hususa dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ilgili Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 27.01.2021 tarihli kararına yönelik katılan ilgili Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.