SUÇLAR: Cinsel saldırı, kasten yaralama
HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında cinsel saldırı ve kasten yaralama suçlarını işledikleri iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2013/486 Esas, 2016/146 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Cinsel saldırı suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
b) Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile son fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın katılanın yaralanma sürecine dahil olmadığına, sadece basit atışma yaşadıklarına, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda katılanın ne zaman ve ne şekilde yaralandığı hususunun net bir şekilde tespit edildiğine ve katılanın sanığa suç isnadında bulunduğuna, tanık...'ın beyanlarına itibar edilemeyeceğine, gerek tanık anlatımları gerekse bilirkişi raporuna göre katılanın sanığın müdahalesi ile yaralanmadığını açıkça ortaya koyduğuna, mahkumiyet hükmünün gerekçesinin olay görüntüleri ile çeliştiğine, katılanın kafasını saksıya vurması ve tanık...'ın onun üzerine düşmesi sonucu yaralandığına ve diğer hususlara ilişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
Beraat kararının hatalı olduğuna, kamera görüntülerinde sanığın katılanın saçına elini uzattığının sabit olduğuna, sanığın Mahkemede bu durumu ikrar edip farklı anlam yükleyemeye çalıştığına, kasten yaralama suçundan ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğine, haksız tahrik indirimi yapılamayacağına ve diğer hususlara ilişkindir.
A. Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükmün Temyizi Yönünden
Sanığın aşamalardaki savunması, mağdurelerin aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükmün Temyizi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2013/486 Esas, 2016/146 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.