İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmıştır.
2.Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan iki kez mahkumiyet kararı verilmiştir.
3.Katılan ilgili Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 16.03.2021 tarihli kararı ile hükümler kaldırılarak sanık hakkında atılı suçtan tek mahkumiyet kararı verilmiştir.
1.Sanık müdafiinin temyiz isteği, sübuta, suç unsurlarının oluşmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi, şayet beraat kararı verilmeyecekse, cinsel amaç şartının gerçekleşmediğine ilişkindir.
2.Katılan ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteği, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ve kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
1.Dava konusu olay, sanığın, aynı mahallede yaşayan 7 yaşındaki mağdur çocuğu, ailesinin haberi olmaksızın kolundan tutarak ormanlık alana götürdüğü, koluna ve poposuna dokunduğu, ardından çocuğu mahalleye geri getirdiği, bu olaydan önce tam olarak belirlenemeyen ancak yaklaşık bir ay önce olduğu belirtilen bir tarihte mağdur çocuğu evine alıp kapattığı, bir süre sonra dışarı bıraktığı iddiasına ilişkindir.
2.Mağdur çocuk kovuşturma aşamasındaki beyanlarında özetle, komşuları olan sanığın, kendine "birşey söyleyeceğini" söyleyerek birlikte yukarı doğru yürüdüklerini, ardından kendisine cinsel organını gösterdiğini beyan etmiştir.
3.Sanık, tevil yollu ikrar içeren savunmada bulunmuştur.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, farklı zamanlarda gerçekleşen iki ayrı olayda, mağdureyi hürriyetinden yoksun bıraktığı, ikinci olayda ayrıca mağdureye karşı cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan iki ayrı mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, mağdur çocuğu evine alıp bir süre evinde tuttuktan sonra gitmesine müsaade ettiği, bu olaydan bir ay sonra mağdureye "gel sana bir şey söyleyeceğim" demek suretiyle kandırarak hile ile köyün 500-600 metre kadar yukarısındaki ıssız bir yere götürerek, çocuğa yönelik cinsel amaçla kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunu müteselsilen işlediği gerekçesiyle hükümler kaldırılarak atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
1.Eylemini cinsel amaçla gerçekleştiren sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ceza artırımı yapılmasında isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz sebebi reddedilmiştir.
2.Sanık hakkında, atılı suçtan hüküm kurulurken belirlenen temel cezada, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ve 61 inci maddesinin birinci fıkrasına bir aykırılık bulunmadığından, katılan ilgili Bakanlık vekilinin bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık
için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları reddedilmiştir.
3. Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ilgili Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 16.03.2021 tarihli kararına yönelik katılan ilgili Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.