Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/985 Esas, 2016/172 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası,43 üncü madesi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetlerine, kararı verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, delillerin değerlendirilmesinde hata yapıldığına ve hükmün eksik inceleme, araştırma neticesi verildiğine ilişkindir.

1. Sanığın katılan adına davaya konu 01.12.2012 tanzim; 31.07.2013 ve 31.08.2013 ödeme tarihli 6.500,00 TL bedelli, 31.09.2013 ve 31.10.2013 ödeme tarihli 7.500,00 TL bedelli, 31.11.2013 ödeme tarihli 7.000,00 TL bedelli senetleri düzenleyerek tahsil amaçlı bankaya verdiği, senetlerin alacaklısının kendisinin olması ve senetlerin protesto edilmiş olması ve suça konu eylemde menfaatinin bulunduğu değerlendirilmekle eylemi ile zincirleme olarak üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2.... Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen 20.03.2014 tarihli raporda; davaya konu 5 adet sahte senet üzerindeki borçlu imzalarının katılan elinden çıkmadığı ancak senet üzerindeki bir kısım yazıların sanığın elinin mahsulü olduğu tespit belirtilmiştir.

3.Sanık aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

4.Mahkeme tarafından iddia, savunma, katılan beyanı, ekonomik ve sosyal durum araştırma belgesi, nüfus ve adli sicil kayıtları, kriminal inceleme raporu ile dosya kapsamında mevcut toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; katılanın olay tarihinde inşaat malzemeleri sattığı sanık ile arasında hukuki ilişki bulunduğu, sanığın davaya konu sahte senetleri düzenleyip kullanmak şeklindeki eylemi ile hakkında temyize konu hüküm kurulmuştur.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı; somut olayda, suça konu bonoların farklı tarihlerde düzenlendiği veya kullanıldığına dair açıklık bulunmadığı bonoların sanık tarafından bankaya 31.07.2013 tarihinde aynı anda verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında tek resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması, ancak birden çok bono düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın tayininde nazara alınması gerektiği gözetilmeden olayda uygulama yeri bulunmayan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.02.2016 tarihli ve 2015/985 Esas, 2016/172 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkının KORUNMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.