Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız tutukluluk nedeniyle 76.408,95 TL maddi ve 2.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 6.600,93 TL maddi, 19.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğunu, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin maddi zarar kapsamında ödenmesi gerektiğini, bunun dışında haksız tutuklamadan doğan ve belgelenebilen tüm zararların kabul edilmesi gerektiğini, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2103 Soruşturma - 2018/6426 Karar sayılı ceza dosyasında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 18.07.2016-23.01.2017 tarihleri arasında 189 gün tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın 02.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı,yapılan UYAP sistemi sorgulamasında davacının bu dosyada yer alan tutuklulukta geçirdiği süreler sebebiyle daha önce tazminat aldığını gösterir bir karar veya bilgi de olmadığı, davacının tutuklandığı 18.07.2016 tarihinde hakim olarak görev yaptığı, tutuklama tarihi ile mesleğinden ihraç olduğu tarih arasında alması gereken maaşını eksiksiz olarak aldığından davacının maddi zararının tayini noktasında ihraç tarihi ile tahliye tarihi arasındaki 153 gün ve üzerinden hesaplama yapıldığı, davacının haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle uğradığı maddi zararı net asgari ücret üzerinden hesaplanmak üzere dosya hesap bilirkişisine tevdi edilerek alınan bilirkişi raporunda toplam 6.714,50 TL net ücretten mahrum kaldığı ;ancak davacının tutuklu iken alması gereken maaş tutarı ile aldığı tutar nazara alındığında 113,57 TL fazla maaş aldığı tespit edildiğinden hesaplanan 6.714,50 TL'den fazla aldığı 113,57 TL mahsup edilerek davacının maddi zararının 6.600,93 TL olduğu, tutuklu kalınan dönem için cezaevi harcamaları, ziyaret masrafları, avukatın yol harcamaları ve benzeri giderlerin gerçek maddi zarar kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığını, davacının 08.06.2018 tarihinde vekiline 12.500 TL avukatlık ücreti ödediğine dair makbuz dosyada mevcut ise de, ödemenin kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın verildiği 26/03/2018 tarihinden sonra yapıldığı anlaşıldığından maddi zararın tespitinde vekalet ücreti hesaplamaya dahil edilmediğini, davacının üzerine atılan suçun niteliği, tutuklulukta geçirdiği süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun manevi tazminat takdir edildiği, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

UYAP'tan yapılan kontrolde kamuda aktif çalışan olarak görünen davacının geriye dönük maaş alacaklarının idare tarafından kendisine ödenmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının görevine iade edilip edilmediği araştırılarak iade edilmesi halinde maddi kaybı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmekte ise de, bu husus temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış ve davacı vekilinin maddi tazminatın hatalı hesaplandığına yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin, haksız tutuklamadan doğan ve belgelenebilen tüm zararların kabul edilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,

2.Avukatlık ücretinin davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanması nedeniyle davacı tarafça sunulan serbest meslek makbuzunda belirtilen miktarın maddi zarar miktarının tayininde esas alınamayacağı, ancak; tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen vekalet ücreti olan 660,00 TL'nin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tarihinden faizi ile birlikte maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ünye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.