Mahkumiyet
... vekilinin 28.06.2021 tarihli dilekçesinde katılan sıfatını almak istediğini beyan ettiği ve temyiz talebinde bulunmak suretiyle davayı takip iradesini açıkça ortaya koyması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.11.2006 gün ve 2006/2-249-247,15.07.2008 tarih ve 2008/9-95-195,19.10.2010 tarih ve 2010/9-149-105 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp karara bağlanmayan katılma isteklerinin, temyiz incelemesi sırasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını gerektirmiyorsa, karara bağlanması mümkün olduğundan, sanık hakkında yaşı küçük katılana yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği
temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2019 tarihli ve 2018/625 Esas, 2019/606 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2020/225 Esas, 2021/1828 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik sanık müdafi ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak yapılan duruşmalı inceleme neticesinde; sanık hakkında katılana yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
A.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri; öldürme kastının ve öldürmeyi gerektirecek husumetin bulunmadığına, suç vasfının hatalı belirlendiğine, meşru savunmaya ve haksız tahrikin derecesine ilişkindir.
B.Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemleri; eksik ceza tayinine, haksız tahrike, takdiri indirim nedenlerine, vekalet ücretine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılanın aynı ilçede yaşadıkları ve olaydan evvel birbirlerini tanıdıkları, olay günü kahvehanede bulundukları sırada sanık ile katılan arasında sanığın telefonda küfür ederek konuşması yüzünden tartışma yaşandığı, sanığı uyaran katılan ile sanık arasındaki çekişme tartışma aşamasında kaldığı ve tarafların kahvehaneden ayrıldıkları ancak bir süre sonra her iki tarafın da yanlarında arkadaşları olduğu halde tekrar karşılaştıkları ve yeniden münakaşaya başladıkları, tartışmanın bu kez kavgaya dönüştüğü ve tarafların birbirlerine yumruk attıkları, katılanın sanığın yüzüne kafasıyla vurması sonucu sanığın ağız bölgesinin kanadığı ve hırsla eve gidip yüzünü yıkaması akabinde evden temin ettiği meyve bıçağı ile katılanın yanına gittiği, niye kafa attın diye sorması üzerine bu kez katılanın
sigara üflemesi üzerine katılana bıçakla saldırarak batın ve sırt bölgelerinden yaraladığı, adli rapor bulgularına göre yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde ve hayati tehlike geçirmesine neden olacak nitelikte olduğunun tespit edildiği, ani gelişen önceye dayalı yoğun bir husumetin söz konusu olmadığı, bıçağın mahiyeti küçük bir meyve bıçağı kapsamında olup, kullanılması kapsamında bir hayati tehlike yarattığı, tanıklar beyanında, sanığın katılanı kovalamadığını, ikinci darbeden sonra üçüncü darbeyi vurmak için bir çaba göstermediğini belirtmeleri, tanık Behsat Kibar'ın sanığın üçüncü darbeyi vurmadığını, ...'ın peşinden yaklaştığını ama daha sonra kendilerine döndüğünü, katılanın da yere düştüğüne dair bir beyanının olmadığını beyan etmesi karşısında sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu değerlendirilmekle mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
2.Sanık savunmaları, katılan ... tanık beyanları, adli tıp raporlar, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu mütalaası, uzmanlık raporu, yakalama tutanağı, dava dosyasında bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ... ile katılan ...'ın aynı mahallede ikamet ettikleri ve birbirlerini tanıdıkları, suç tarihinde katılan ...'ın amcasına ait kahvehanede bulunduğu sırada sanık ...'in yanında arkadaşları tanıklar ... ve ... olduğu halde bu kahvehaneye geldiği, burada sanığın telefon ile görüştüğü kişiyle küfürlü konuşması nedeniyle katılanın sanığı uyardığı ve bu konu üzeinde tartıştıkları, bir süre sonra katılan da kahvehaneden çıkıp arkadaşları ... ve ... ile gezerken sanık ... arkadaşları ile karşılaştığı, burada tekrar bir tartışmanın ve bu kez kavgaya dönüştüğü, katılan ... sanığın birbirlerine yumrukla vurdukları, ayrıca kavga sırasında katılanın sanığın suratına kafasıyla vurduğu, sanığın yere düştüğü ve ağzının kanadığı, sanığın arkadaşlarının sanığa yardım ederek yerden kaldırdıkları, sanığı sakinleştirmeye çalıştıkları, sanığın yüzünü yıkacağından bahisle eve gittiği ve evden suçta kullandığı meyve bıçağını yanına alarak dışarı çıkıp katılanı aramaya başladığı, köy meydanında oturduğunu gördüğü katılanın arkasından yaklaşarak önce sırt kısmına bıçağı sapladığı, katılanın ayağa kalkıp sanığa dönmesi üzerine sanığın bu kez de katılanın karnına bıçağı sapladığı, eylemi gören sanık ... katılanın orada bulunan arkadaşları araya girip müdahale ederek sanığı tuttukları, katılanın da sanığın saldırısından kurtulmak için kaçtığı, sanığın katılanı hayati bölgelerinden iki kez bıçakladıktan sonra, olay yerinde bulunan tanıkların sanığı engelleyerek tutup katılandan uzaklaştırmaları sonucu sanığın eylemine devam edememesi, bu hususun özellikle sanığın kendi savunması, tanıklar ..., ... ve ...'nın anlatımlarından açık olarak anlaşılması, suçta kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olması, sanığın hedef aldığı vücut bölgelerinin her ikisinin de hayati nahiye olması ve her iki bıçak darbesinin de katılanda hayati tehlike oluşturması, yaralanmanın niteliğinden anlaşılan darbenin şiddeti, suçun işleniş şekli, sanığın eylemine devam etmesine engel halin varlığı dikkate alındığında, sanığın ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığının anlaşılması karşısında, ilk derece mahkemesince suç vasfının kasten yaralama olarak kabulü yerinde olmadığından hükmün kaldırılmasına, sanığın katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına, suç tarihinde katılanın 18 yaşından küçük olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında yaşı küçük katılana yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasına tebliğnamede belirtilen katılma talebinin reddi düşüncesine iştirak edilmemiştir.
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği meşru savunma koşullarının oluşmadığı, uygulanan haksız tahrik indiriminin isabetli olduğu, yasal ve yeterli gerekçe ile takdiri indirim hükümlerinin uygulandığı, vekalet ücreti yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından sanık müdafiinin ve katılan kurum vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2020/225 Esas, 2021/1828 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2024 tarihinde karar verildi.