SAYISI: 2020/258 Esas 2021/148 Karar

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in eşi ve diğer davacıların babası olan ...'ın kullandığı tescilsiz motosikleti ile seyir halinde iken 17.02.2015 tarihinde başka bir araç ile yaptığı kaza neticesinde vefat ettiğini, kazada müteveffa kusurlu olsa da davacıların 3. kişi sıfatı ile hak sahibi olduklarını belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada ... için 10.000,00 TL her bir çocuk için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL destek tazminatının ilk başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonra işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacılar vekili fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı ... için talebini 155.847,16 TL, davacı ... için 31.761,24 TL, davacı ... için 45.792,23 TL olmak üzere toplam 233.400,63 TL'ye artırmıştır.

Davacılar vekili 26.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... için beyan etmiştir.

Davalı vekili; kazaya karışan aracın kaza tarihini kapsar şekilde geçerli trafik sigortası olup olmadığının araştırılması, tescilsiz motosikletin cinsinin tespiti sigorta yaptırma zorunluluğu olup olmadığının belirlenmesi, tazminat talebinin hukuki dayanağı sözleşmeden değil, kanundan kaynaklandığından davacıların üçüncü kişi sıfatına haiz olmaları mümkün olmadığından tazminat talep etme hakları olmadığını, alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan ödemelerin mahsubu, sorumluluklarının poliçe limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 20.09.2017 tarih ve 2015/524 Esas, 2017/325 Karar sayılı kararı ile; davanın destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu, davacı ve davalılar arasında sözleşmesel ilişki olmadığı, davalının sorumluluğunun yasadan kaynaklandığı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2 nci maddesi uyarınca sadece bedensel zararlara ilişkin olduğu, ayrıca kendisine ait motosikleti tescil ettirmeyip trafik sigortası yaptırmayan davacılar murisinin bu ağır kusurlu durumuna nazaran davacılara ... tarafından tazminat ödenmesinin hak ve nesafet duygusu ile bağdaşmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2020 tarih ve 2018/15 Esas, 2020/1009 Karar sayısı belirtilen kararı ile; kaza tarihinde henüz 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartların uygulanma imkanı bulunmayıp bu genel şartlardan önceki mevzuat ve Yargıtay uygulamalarına göre destek kişinin kusuru üçüncü kişi konumundaki mirasçılarına yansıtılamayacağı için davacıların davalı ... Hesabından destek tazminatı istemesinin mümkün olduğu, yenide hüküm kurulması mümkün ise de aktüerya raporuna itirazların değerlendirilmediği ek rapor alınmadığı, desteğin anne ve babasına pay ayrılmadığı, çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise 25 yaşının doldurulmasına kadar, yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmesine rağmen aktüerya bilirkişi tarafından çocuklara 22 yaşına kadar destek tazminatı hesaplandığı, aktüerya raporuna itiraz dilekçesinde müteveffanın kask takmaması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu savunulduğuna göre bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı gerekçeleri ile kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulundukları, yapılan hesaplama ile davacı eş ... için %40 kusur indirim sonrası 155.847,16 TL, davacı ... için 31.761,24 TL, davacı ... için 45.792,23 TL destek tazminatının belirlendiği davacının taleplerinin bu miktara göre ıslah ettiği, alınan bilirkişi raporu ile davacının ikinci bir ıslah dilekçesi vererek davacı ... için talebini 56.599,37 TL olarak artırdığı, ancak ikinci kez ıslahın HMK'nın 176 ncı maddesine eklenen 2 nci fıkra gereği iki kere ıslah yapılamayacağı bu nedenle ilk ıslah miktarları gözetileceği ve bu miktarlara desteğin kask takmaması nedeni ile müterafık kusurlu olduğuda dikkate alınarak %20 oranında müterafık kusur indirimi yapıldığı, kaza tarihinin 17.02.2015 olduğu ve 01.06.2015 tarihli Genel Şartların uygulanmasının mümkün olmadığından desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne; davacı eş ... için 124.677,82 TL, davacı ... için 22.374,96 TL, davacı ... 36.633,79 TL destek tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1-Davacılar vekili; istinaf kararından önce 07.08.2017 tarihili dilekçe ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun HMK 107 nci maddesi uyarınca değer artırımı yoluna gidildiğini, kaldırma kararından sonra ise 24.03.2021 tarihinde HMK'nın 176 ncı maddesi uyarınca ıslah yoluna başvurulduğunu, ıslah ile değer artımının aynı olmadığını, ıslah talebinin reddedilemeyeceğini, davalı taraf cevap dilekçesinde müterafik kusur indirimi talebi bulunmadığı için resen indirim yapılamayacağını, bu durumun taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturduğunu, müterafik kusur indirimine konu edilen miktar ile reddedilen ıslah konusu miktar yönünden aleyhe vekalet ücreti takdir edilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

2-Davalı vekili; davalının sorumlu olabilmesi için Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) yaptırabilecek tescilli bir araç olması gerektiğini, aracın türünün araştırılması icap ettiğini, kusur raporu alınmadan araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu varsayılarak hüküm kurulduğunu, ceza dosyası celp edilerek ve kaza tespit tutanağının bütünü incelenerek kusur konusunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesinin zorunlu olduğunu, davacı eşin kimlik sorgusunda boşanmış göründüğünü, tazminat hesaplamasının evlenme tarihine kadar yapılması gerektiğini, davacı ...'in yeniden evlenme ihtimali hesaplanırken hata yapıldığını, tazminat hesabında müteveffanın anne babasının destek payları eklenmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigortasız motosikletin 162 c3 olup iki tekerlekli zorunlu trafik sigortası yaptırmasının gerektiğinin belirtildiği, davalının %100 kusurlu olduğunun kabulü ile hesaplama yapıldığını iddia etmiş ise de hesap raporunda %40 kusur oranına göre hesaplama yapıldığı, kaza tarihi itibari ile davacıların mirasçı sıfatı ile değil yansıma yolu ile destek tazminatı talebinde bulundukları bu nedenle desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı gibi müterafık kusur indiriminin de davacılara yansıtılamayacağından müterafık kusur indirimi yapılmadığı, destek şahsın anne ve babasına pay ayrıldığı, Yargıtay'ın son dönem kararlarında hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması gerektiğinin belirtildiği ancak davacıların destek alabilecekleri sürenin kısalığı nedeni ile tekrar hesaplama yapılmasına gerek görülmediği, PMF 1931 Yaşam Tablosu Progresif rant yöntemi ile yapılan hesaplamanın esas alındığı yargılama sırasında eş ...'in 27.03.2019 tarihinde başka biri ile evlendiği, desteğin vefat tarihi 17.02.2015 tarihi ile başka biri ile evlenme tarihi olan 27.03.2019 arası destek tazminatı hesaplaması yapılması gerektiği bilirkişinin progresif rant metodu uyguladığı hesap tablosu kullanılarak yapılan hesaplama ile davacı eş ...'in 24.916,17 TL destek tazminatı alabileceği ancak bu miktarın %40 kusur oranına isabet eden kısmının 9.966,67 TL olduğu, alınan bilirkişi raporu ile davacı ...'in PMF Yaşam Tablosuna göre 47.306,78 TL 'nin %40 kusura tekabül eden kısmının 18.922,71 TL olduğu davacı çocuk ...'in 113.910,30 TL destek tazminatına %40 kusura denk gelen kısmının 45.564,12 TL destek tazminatı alabileceği davacının verdiği ilk dilekçenin bedel artırım ikinci dilekçesinin ise ıslah dilekçesi olduğu, İlk Derece Mahkemesince ikinci dilekçesinin kabul edilmemesinin hatalı ise de hükmedilecek tazminat miktarı dikkate alındığında sonuca etkili olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne davacı ... için 9.966,67 TL, davacı ... için 18.922,71 TL davacı ... için 45.752,23 TL destek tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 28.07.2017 tarihli aktüer raporun esas alındığını, 2021 yılı asgari ücret miktarı ile hesaplama yapılması gerektiği, davalının tam kusurlu olduğu, kusur indirimi yapılarak reddedilen miktar bakımından aleyhe vekalet ücreti verilemeyeceği, kusuru aşan ödemeden kusurlu araç sigortasına rücu imkanı varken kusur indirimi yapılarak aleyhe vekalet ücreti verildiği gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 17.02.2015 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleri.

1. Davacılar ... ..., ... ... yönünden;
Miktar ve değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, HMK'nın 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde, anılan Kanunu'nun 366 ncı maddesi atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz delikçesinin reddine karar vermek gerekir.

HMK'nın 362/1.a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesiyle HMK'ya eklenen ek 1 inci maddesinde öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2021 yılı için 78.630,00 TL’dir

Anılan kural gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 78.630,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.

Somut olayda dava dilekçesinde, davacı ... ..., ... ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi davacılar ... ... için 22.374,96 TL, ... ... için 36.633,79 TL destekten yoksun kalma tazminatına karar vermiş, kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davacı ... ... için 18.922,71 TL, ... ... için 45.752,23 TL destekten yoksun kalma tazminatına karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacılar vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

Somut olayda; ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden temyiz sınırı her bir dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenecektir. Aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacılar yönünden temyize konu edilen miktar, yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından, davacılar vekilinin davacı ... ... ve ... ...'a yönelik temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-(a) maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davacı ... Yönünden ise;
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yir alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; müteveffanın 2015 yılı şubat ayında almış olduğu gelirin asgari ücrete oranlaması yapılarak hesaplama yapılmış olmasına, desteğin kazada %40 oranında kusurlu olması ve davalının da bu kusur oranında sorumlu olmasına, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

1.Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davacılar ... ..., ... ... yönünden miktardan REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ...'a yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.