Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;

I-Oluş ve dosya kapsamına göre; sanık ve yakınan arasında olay tarihinden yaklaşık 1 yıl önce başlayan duygusal arkadaşlığın sanığın askerde olduğu 2014 yılı Mayıs ayı içerisinde bir tartışmadan sonra bozulduğu, sanığın bu ilişkiye yeni bir ivme kazandırma umuduyla mağdurun doğum gününü de göz önüne alıp 14.05.2014 tarihinde hava değişimi izni ile gelirken aldığı içerisinde sim kart da bulunun cep telefonunu yakınana 15.05.2014 tarihinde doğum günü hediyesi olarak verdiği, sanığın 18.05.2014 günü saat 16.00 sıralarında yakınanı çarşıda görüp ona yaklaştığı, bunu fark eden yakınanın uzaklaşıp o civarda bulunan bir apartmanın merdiven boşluğuna girdiği, sanığın da binanın içerisine girerek ilişkilerinin devamı konusundaki talebinde ısrar ettiği, yakınanın; sanıkla görüşmek istemediğini söylemesi üzerine, sanığın geçmiş ilişkiyi bir ölçüde canlandırma umuduyla hediye olarak verdiği telefonu ve sim kartı ondan geri istediği, yakınanın telefonun hattını çıkarıp özel resim ve bilgileri sildikten sonra vereceğini belirtip, vermek istememesi üzerine sanığın yakınanın kolundan tutup elindeki telefonu zorla çekerek aldığı, bunun dışında başka bir istem ve/veya söylemde bulunmadığı, sesleri duyan çevredeki şahısların binanın içine girdikleri, sanığın üzerinden çıkardığı bıçağı gösterip oradan ayrıldığı, sanığın kontrol ettiğinde telefonun içerisindeki hattın hediye ettiği hat olmadığını anladığı, 18.05.2014 günlü tutanak içeriğine göre aynı gün içerisinde kolluk güçlerini görüp yanlarına giderek söz konusu telefonu içerisindeki hat ve mevcut hali ile görevlilere teslim ettiği olayda; sanığın özgülenen kastına göre eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 150/1. maddesi delaletiyle 86/2, 106/2-a maddelerine uyan etkili eylem ve tehdit suçlarını oluşturduğu gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

II- Uygulama ve kabule göre de;
1-18.06.2014 günü kabul edilen 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önce işlenen suç tarihinde, nitelikli yağma suçunu yaptırıma bağlayan, 5237 sayılı TCK'nin 149. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendinde "Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde" ibaresine yer verilip, ayrıca "eklentiden" bahsedilmemesi nedeniyle, suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen 5237 sayılı TCK’nin 2. maddesinin 3. fıkrasındaki "Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz." hükmü uyarınca, eklenti sayılan, apartman merdiven boşluğunda gerçekleştirilen yağma suçunun, 5237 sayılı Yasanın 149/1-d bendi kapsamında değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK'nin 53/1-b maddesinde yazılı, "Seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması nedeniyle, bu hususun karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 18/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.