Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... ve arkadaşları vekili ile davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı Hazine vekili, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na göre, mülkiyeti kayden davalıların murislerine ait olan 499 parsel sayılı taşınmazın 6.074,85 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını açıklayarak, tapu kaydının iptaline, karar verilmesini istemiş; 07.05.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile keşif sonucunda alınan bilirkişi rapor ve krokilerine göre, dava konusu 499 parselin tamamının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı rapor edildiğinden, 499 parselin tamamının tapu kaydının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... ve arkadaşları vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu 499 parsel sayılı taşınmazın davalılar ve davalıların murisleri adına olan tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile tescil dışı bırakılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davalılardan ... ve arkadaşları vekili ile bir kısım davalılar ..., ... ve ... tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılardan ... ve arkadaşları vekili ile bir kısım davalılar ..., ... ve ...’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile Türk Medeni Kanunu'nun 715 ve 999. maddelerine dayalı olarak açılmış tapu kaydının iptali ile sicilden terkinine ilişkindir.
Mahkemece, davalı taraf yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuş ise de, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa'nın 16. maddesiyle değişik 3402 sayılı Yasa'nın 36/A maddesindeki; “... yargılama giderlerinin davalıya yükletilemeyeceği” hükmünün getirilmiş olması karşısında, davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı açıktır. O halde, anılan yasal düzenleme gözetilmek suretiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken bu hususların gözardı edilmesi doğru görülmemiş ise de, bahsi geçen yanlışlıklar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HUMK'un 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Davalılardan ... ve arkadaşları vekili ile bir kısım davalılar ..., ... ve ...’ın temyiz itirazlarının (2.) bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile; hükmün 2. maddesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına yerine, "Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına" cümlesinin yazılmasına, hükmün 3. maddesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “Davanın niteliği gereği davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına, hükmün 4.maddesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “Yargılama giderlerinin davanın niteliği gereği davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, davalılardan ... ve arkadaşları vekili ile bir kısım davalılar ..., ... ve ...’ın sair temyiz itirazlarının (1.) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 18.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.