Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki kapsamında davalı tarafından dilekçede belirtilen toplam 227.800,00 euroluk 4 adet çekin keşide edilmek suretiyle müvekkiline verildiğini, çeklerin ibraz süresinden sonra muhatap bankaya ibraz edilmesi nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığını, karşılığı ödenmeyen çek miktarı kadar davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, ihtarnameye rağmen tahakkuk eden alacağın ödenmediğini, bu nedenlerle toplam 227.800,00 euro alacağın temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, cevaba cevap dilekçesi ile taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, ibraz süresi geçen çekler yönünden davacı tarafın alacağın varlığını ispatlaması gerektiğini, ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğunu, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında; davacı şirket tarafından yurt dışından gönderilip, davalı şirket tarafından, gümrük mevzuatı kapsamında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 17.06.2019 tarihli raporda ayrıntısıyla belirtildiği üzere, ithal edilen toplam 479.523,77 euro tutarındaki emtianın teslim alındığı, davacı tarafın alacağına dayanak yapmış olduğu toplam 227.800,00 euro bedelli 4 adet çekin ibraz süresi geçmiş olması nedeniyle davacı tarafından tahsil edilemediği, ibraz süresi geçen çekler yönünden davacının lehtar, davalının da keşideci olduğu dikkate alınarak söz konusu çeklerin alacak yönünden yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu bağlamda davacı tarafın alacağını her türlü delille ispatlayacağı, bu kapsamda toplanan delillere göre davacı tarafından gönderilip davalı tarafından gümrük mevzuatı kapsamında teslim alınan malların bedelinin toplam 479.523,77 euro olduğu dikkate alındığında davacı tarafın talep etmiş olduğu ve çeke bağlı alacağının 227.800,00 euro olduğu, söz konusu borcun ödendiğine ilişkin davalı tarafından dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davalı tarafın dava açılmadan önce çekmiş olduğu ihtarname ile davalı tarafı 21.12.2017 tarihi itibariyle temerrüde düşürdüğü kabul edilerek, hükmedilen alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 227.800,00 euronun temerrüt tarihi olan 21.12.2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince uygulanacak faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehtarın kambiyo senetlerine mahsus sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak dava açamayacağını, müvekkili şirketin davacıya borçlu olduğu bir an için kabul edilse dahi davacı şirketin dava konusu çeklerde lehtar sıfatını, müvekkili şirketinde keşideci sıfatını haiz olduğunu, tarafların müvekkilinin faal olduğu dönemde ticari ilişkilerini yürüttüklerini, müvekkilinin tüm borçlarını ifa ederek ödemeleri yaptığını, dolayısıyla dava konusu çeklere ilişkin borcu bulunmadığını, 17.06.2019 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, buna ilişkin itirazlarının da dikkate alınmadığını, somut olayda gümrük beyannamelerinin alacağın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığını, dolayısıyla sadece gümrük beyannameleri üzerinde inceleme yaparak davacının alacaklı olduğuna karar verilemeyeceğini, dış ticarette kullanılan mal mukabili ödeme yönteminde ihracatçının mal bedelinin ödemesini henüz almaksızın malı alıcıya gönderdiğini, alıcının teslim aldığı malların bedelini teslimden sonra kararlaştırılan vadede ödediğini, dolayısıyla gümrük beyannamelerinden malın teslim edildiğinin anlaşılabileceğinin fakat alıcının bedeli ödeyip ödemediğinin anlaşılamayacağını, tarafların ticari defterleri incelenmeden düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceğini, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş olmasına rağmen müvekkilinin ticari defterlerinin hiç incelemediğini, davacı şirket İtalya merkezi olduğundan davacının da ticari defterlerinin incelenmediğini, davacı tarafından sunulan faturaların müvekkiline tebliğ edilmemiş olması sebebiyle bu faturaların ispat aracı olarak kullanılamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmişse de eldeki davada davacının çeki ciro eden lehtar, davalının ise keşideci olduğu ancak lehtar tarafından çeklerin üçüncü bir kişiye ciro edildiğinin anlaşıldığı, davacı lehtarın bu durumda ancak temel ilişkiye dayanarak keşideciden alacak isteminde bulunabileceği, ancak 6102 sayılı Kanun'un (644) 732 nci maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılamayacağı, davacının dava dilekçesinde de, açıkca temel ilişkiye değil sebepsiz zenginleşmeye dayandığı, Mahkemece davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada hem sebepsiz zenginleşmeye hem de temel ilişkiye dayanıldığını, dava dilekçesinde 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesine dayanıldığını, 24.05.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinin kabul edilmemesi halinde davanın terditli olarak temel ilişki olan ticari ilişkiye dayalı kabulüne karar verilmesinin talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki temel ilişki olduğu, dava konusu çeklerin bu ilişkiye dayalı olarak verildiğinin ve çek bedellerinin ödenmediği hususunun yapılan yargılama ile sabit olduğunu ve davanın kabulüne karar verildiğini, davanın ispatlandığını ileri sürerek ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, zaman aşımına uğrayan çekten kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi.
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki kapsamında davalı tarafından verilen çeklerin ibraz süresi geçtikten sonra ibraz edilmesi nedeniyle muhatap banka tarafından ödeme yapılmaması sebebiyle 227.800,00 euro alacağın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25.05.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile de sebepsiz zenginleşmeye dayalı taleplerinin kabul edilmemesi halinde taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 227.800,00 euro alacağın davalıdan tahsilini terditli olarak talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki temel ilişki kapsamında değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmişken, Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehtarın ancak temel ilişkiye dayanarak keşideciden alacak isteminde bulunabileceği, davacının dava dilekçesinde açıkca temel ilişkiye değil sebepsiz zenginleşmeye dayandığı gerekçesiyle karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca davacı cevaba cevap dilekçesi ile davasını ile temel ilişkiye dayandırabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince dava dilekçesinde sebepsiz zenginleşmeye dayanıldığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeple ;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.