Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Konya ilinde sebze meyve ticareti ile uğraştığını, Serik halindeki ticaretini sürdürebilmesi için 15.11.2013 tarihli sözleşme gereğince davalılardan Serik Yaş Sebze Meyve Derneğine dava konusu muhatabı Yapı Kredi bankası A.Ş. .... şubesi olan 500.000,00 TL bedelli keşide yeri, keşide tarihi ve lehtar kısmı yazılmamış bir çeki teminat olarak bu derneğin yetkilisine teslim ettiğini, müvekkilinin sezon bitiminde davalı Dernek başkanından bu çeki hal esnafına borçlu olmadığı için geri istediğini, davalı Dernek başkanının müvekkili şirket yetkilisinin kardeşi ve onun ortaklarının borçlarını ödemediklerinden bahisle bu çeki iadeye yanaşmadığını, çeke ilişkin açılan ilk menfi tespit davasından sonra çekin davalı Dernek tarafından ciro edilmek suretiyle diğer davalı ...'a teslim edildiğini, onun da bankaya ibraz etmesi üzerine karşılıksız kaşesi vurulduğunu, 220.000,00 TL alacak üzerinden müvekkili hakkında takibe geçildiğini, tüm bunların danışıklı birer işlem olduğunu, müvekkilinin davalı ...'la her hangi bir ticari ilişkisinin olmadığını ileri sürerek davalılara anılan çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı Dernek Başkanlığı cevap dilekçesinde; yetki, görev ve derdestlik itirazında bulunmuş, davalının borca batık olduğunu ve sürekli asılsız şikayetlerde bulunduğunu, dava konusu bononun teminat amaçlı verilmediğini, davacının borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetki görev ve derdestlik itirazında bulunmuş, davacının ispat yükü altında olduğunu, davalının borca batık olduğunu ve sürekli asılsız şikayetlerde bulunduğunu, dava konusu bononun teminat amaçlı verilmediğini, davacının borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın talebine uygun olarak davalı Derneğe davacının dayandığı belge aslının ibrazı için davetiye çıkarıldığı fakat davalı Derneğin böyle bir belgenin olmadığını beyan ettiği, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının dayandığı belge aslını mahkemeye ibraz edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan icra takibinde davalıların birlikte hareket ettiklerini, çünkü icra takibinde davalı komisyoncular derneğinin borçlu gösterilmesine rağmen diğer davalı ... vekilinin icra dosyasına 21.11.2014 tarihinde açtığı talep ile Komisyoncular Derneğine haciz tatbik edilmesinden vazgeçtiklerini bildirdiğini, teminat olarak müvekkilinin Komisyoncular Derneğine lehtar ve keşide tarihi boş şekilde verdiği icra takibine dayanak çekin bu ilk haline ilişkin dava dilekçesi ekinde sundukları fotokopiye davalıların itiraz etmediklerini, bu çekin yer aldığı ve ellerinde fotokopisi bulunan sözleşme aslının davalıda olmasına rağmen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci maddesi prosedürünün eksik yerine getirilerek davalıdan sözleşmenin aslı istenmesine rağmen teslim edilmemesi sebebiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafa yemin teklif edilmediğini, aldırılan bilirkişi raporlarında da müvekkilinin dava konusu çekten dolayı herhangi bir borcunun olmadığının belirtildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf takibe dayanak çekin teminat amacıyla davalı Komisyoncular Derneği Başkanlığına verildiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını ispata yarar yazılı ve kesin bir delil sunamadığı, davacının iddialarının ve sunmuş olduğu sözleşme başlıklı fotokopinin davalı tarafça kabul edildiğine dair bir beyanın dosyada bulunmadığı gibi sözleşme başlıklı fotokopi içerisinde de söz konusu senedin teminat olarak verildiğine ve aslının davalı tarafta olduğuna dair bir ibarenin yer almadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.