Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Kadıköy 3. İcra Müdürlüğü’nün 2004/11677 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine 1.741.288,00 TL alacağın tahsili talebiyle takip başlatıldığını, davalının faturaların gerçek olmadığını ileri sürerek itiraz ettiğini, davalının müvekkilinden demir saç, profil demir, çekme boru gibi ürünler satın aldığını, bir kısmını kullanıp geri kalanı sattığını, borcunu ödememek için sudan bahaneler ürettiğini, satın aldığı emtiayı defterlerine kaydettiğini, kendi kayıt ve belgeleri ile çeliştiğini, fatura sahteliği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin alacağının cari hesaba dayandığını, ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile gerçeğin ortaya çıkacağını ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; yasal unsurları da içermeyen faturaların hayali malzeme konusunda hileli düzenlendiğini, faturalara konu malzemenin müvekkiline verilmediğini, ... Şirketler Grubu finans bölümü çalışanı ...’un ... Dış Tic. A.Ş.’nin alacaklarını sahte temliknamelerle üçüncü kişilere temlik ettiğini, yetkisiz olduğu halde sahte bonolar düzenlediğini, naylon fatura düzenleyen bir kısım firmalarla anlaşarak mal ve hizmet verilmediği halde bazı faturaların ... Şirketlerinin muhasebe kayıtlarına yazdırılmasını sağladığını, bu firmaları alacaklı konumuna getirdiğini, ilgilinin tutuklanıp hakkında kamu davası açıldığını, davacının da ...’la birlikte hareket edip kestiği faturaların muhasebe kayıtlarına işlenmesini sağladığını, hiçbir mal ve hizmet sağlamadan alacaklı konuma geldiğini, davacıya danışıklı yapılan sahte temliklere zemin hazırladığını, davacının hiçbir malzeme vermediği halde sahte tanzim edildiğini bildiği temliklerle toplam 3 adet ve 600.000,00 TL alacağı temellük ettiğini, davacının alacağının sebebini bildirmemesi, sahte temlikleri de iade etmemesi üzerine aleyhine suç duyurusunda bulunduklarını, davacı yetkilileri hakkında da kamu davası açıldığını, bir kısım faturaların 17 aydan beri bedellerinin istenmemesinin de sahteliğini gösterdiğini, davacının malzemeyi üretmediği gibi iktisap da etmediğini, yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının düzenlediği başka faturalarda olduğu halde onlara dayanmamasının iddialarının samimi olmadığını gösterdiğini, davacının ihtarname ile sorulan sorulara cevap vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu faturaların tarafların defterlerine kaydedildiği, geçerli olduğu, unsurları taşıdığı, taraf ticari kayıtları usulüne uygun tutulmadığı, ancak sahibi aleyhine delil teşkil edebileceği, bu çerçevede, takip konusu faturaların davalı taraf ticari kayıtlarına işlenmiş olması nedeniyle, faturanın gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığı ve talep edilebilecek alacak bulunmadığı konusunda ispat yükünün davalıda olduğu, dava konu maddi vakıanın kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti kararı ile sabitliğinin hukuk davalarında kanuni delillerle ispat ilkesinin istisnasını oluşturduğu, faturaların kovuşturma konusu yapıldığı ceza mahkemesi dosyasında davacı yetkilileri sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, davaya konu icra takibinin dayanağı 21 adet toplamda 1.217.697,70 TL bedelli faturalar nedeniyle sahtecilik iddiasının yargılandığı, ancak zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle sanıklar hakkında davaların düşmesine dair karara istinaf başvurusunun reddedildiği, davalının takip konusu faturaları itirazsız kendi defterlerine aldığı, faturalar konusu malların teslim edilmediği, sahte düzenlendiği iddiaları yönünden de iddiaların ceza yargılaması kapsamında hükme bağlanmadığı, karine nedeniyle ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalının yemin deliline dayanmadığı, takip konusu faturaları kendi ticari defterlerine kaydeden davalının fatura içeriği malların teslim alındığı yönündeki karinenin aksinin aynı güçteki delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %43'ü geçmemek üzere değişen oranlarda yasal faiz işletilmek suretiyle asıl alacak olan 1.217.697,70 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında hiçbir ticari ilişki, emtia alım satımı ve herhangi bir sözleşmeye dayanan bir ilişki olmadığını, davacının yazılı olması gereken cari hesap sözleşmesini ibraz etmediğini, faturaların sahteliğinin ceza dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, vergi inceleme raporları incelendiğinde, davacıya vergi cezaları tarh edildiğinin görüleceğini, bu raporlarla da davacının dayanak yaptığı faturaların sahteliğinin belirlendiğini, davacı da dahil birçok kişinin ... ile birlikte sahte çek, sahte bono, sahte temliknameler, sahte fatura düzenleyerek ... şirketlerini dolandırmaya çalıştığını, dava konusu yapılan faturaların da bu belgelerden olduğunu, davacının dilekçesinde iddia ettiğinin aksine ...'un, hiçbir zaman müvekkili şirketlerde yetkili kılınmadığını, fatura düzenlenmesinin tek başına alacağı ispatlamadığını, davacının teslimi kanıtlayamadığını, sunulan sevk irsaliyelerinde malı teslim eden kişinin isim, soyad ve adreslerinin bulunmadığını, irsaliyelerde gösterilen plakalar incelendiğinde emtianın bu araçlarla taşınamayacağını, alım faturaları ile satış faturalarının örtüşmediğinin bilirkişi raporunda belirlendiğini, sevk irsaliyelerindeki isim, imza ve fatura dayanaklarının araştırılması gerekirken bu husus gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/79 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu davacı yetkilisinin vefatı ve diğer yetkilileri hakkında zamanaşımı sebebiyle düşme kararları verildiğini, yapılan temyiz neticesinde dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esasa ilişkin itirazı neticesinde dosyanın Ceza Genel Kurulu'nda incelemede olduğunu, sahte temlikname, sahte çek, sahte bonolar ve sahte faturalarla ilgili olarak müvekkil şirketlere açılan davalarda, .... grubu şirketlerinin sorumsuzluğunun tespit edildiğini ve davaların müvekkilleri lehine sonuçlandığını, yargılamayı gerektiren davada icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu faturaların tarafların defterlerine kaydedildiği, geçerlilik unsurlarını taşıdığı, faturanın gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığı ve talep edilebilecek alacak bulunmadığı konusunda ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davacı yetkilileri ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, eldeki davaya konu konu icra takibinin dayanağı olan 21 adet toplamda 1.217.697,70 TL bedelli faturalar sebebiyle sahtecilik iddiasından yargılama yürütüldüğü, ancak zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle sanıklar hakkında davaların düşmesine karar verildiği, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, dosyada mevcut sair delillerin ise, davalı iddialarını ispata yeterli görülmediği, davalının ticari defterleri lehe delil olmasa da kendi defterinde kayıtlı borç bakımından aleyhine delil niteliği taşıdığı, dava ve takip konusu faturaların davalı defterinde kayıtlı olmasının faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturduğu, aksinin mevcut delillere göre davalı tarafından ispatlanamadığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında hiçbir ticari ilişki, emtia alım satımı, sözleşme ve cari hesap ilişkisi bulunmadığını, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/79 E. sayılı dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporu ile dayanak faturaların sahteliğinin belirlendiğini, vergi inceleme raporları ile da davacıya vergi cezaları tarh edildiğini, faturaların yanıltıcılığının açık olduğunu, naylon faturaların müvekkilinin şirketler grubunun finans bölümü çalışanı ...’un faturaları düzenleyenlerle anlaşarak mal ve hizmet sunulmadığı halde sahtecilikle davalı kayıtlarına işlendiğini, bu kişinin hiçbir zaman müvekkillerinde yetkili olmadığını, sahte düzenlediği belgelerle ilgili davaların büyük çoğunluğunun müvekkilleri lehine sonuçlandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte sahte olmasa bile faturaların şirket defterine kaydının satım aktini göstermeyeceğini, fatura tebliğinin de kanıtlanamadığını, davalının ilaç ve hammaddesi üretip sattığını, davacının demir sac, profil demir sattığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, bu malzemeyi kime, nereye, nasıl teslim ettiğini kanıtlayamadığını, malların müvekkiline teslim edilmediğini, sevk irsaliyesi adı altında sunulan belgelerin hiçbirinde teslim eden kişinin isim, soy isim, adres bilgilerinin bulunmadığını, plakalı yazılı araçların emtiayı taşıma kapasitelerinin bulunmadığını, bir çoğunun trafikten men edildiğini, pert olduğunu, otomobil/ motosiklet vasfı taşıdığını, bundan da malzemenin tesliminin yapılmadığı sonucunun çıkacağını, davacının alım ve satış faturalarının örtüşmediğini, dosyaya sunulan raporun da yok sayıldığını, sahte temliklerle ilgili davacının müvekkil şirketleri aleyhine açtığı davanın reddedildiğini, müvekkilinin müdahil olduğu ve davacı yetkilisi hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davada zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiğini, ceza soruşturma ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yemine konu edilemeyeceğini, ... hakkında bir kısım mahkumiyet kararlarının onandığını, bu kişinin suç örgütüne üye olduğunu, davacının da içindeki bir kısım işbirlikçileri ile davalının grubunun para ve mallarının yağmalanması yönünde hareket ettiğini, dava konusu sahte faturaların da bu düşünce ile düzenlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.