Esastan ret

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil markasının.... tarafından 1967 yılında yaratılmış olduğunu, müvekkilinin kendisine ait ... ve at üstünde ... oyuncusu figürlü markalarını uzun yıllardır Türkiye de dahil 100'den fazla ülkede yoğun ve yaygın bir şekilde kullanmakta olduğunu ve tescil kayıtları ile koruma altına aldığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını kötü niyetli olduğunu, davalının marka olarak sınırsız tercih seçeneği varken müvekkil markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davaya konu markayı tescile konu etmesinin tesadüfi olmadığını, davalının ... ibareli markasının müvekkili markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olarak kabul edildiğini ileri sürerek davalı taraf adına Türk Patent nezdinde 2016/04423 sayı ile kayıtlı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflara ait her iki markanın sözcük, anlam ve şekil itibariyle birbirinden farklı olup benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunmadığını, davacının ... ibaresini sözcüğünü kendisi husule getirmediğini, zaten var olan bir oyunu, isim+şekil olarak kullanarak, marka tanınmışlığı sağladığını, bu durumun ... ibaresinin ve de poloyu simgeler oyuncu şeklinin başkaca markalarda kullanılmayacağı anlamına gelmediğini, davacı markası ile müvekkil markası arasında görsel, işitsel, fonetik, çağrışım, bağlantı ve ilişkilendirme neticesinde, umumi intiba bağlamında ortalama tüketici nezdinde iltibas benzerlik ihtimali olmaması yanında Türkiye'de etkin faaliyette bulunduğunu ifade eden davacının müvekkilinin başvuru süresince itiraz etmeden sessiz kalmakla bu olguyu zımmen benimsedikten sonra açtığı davanın basiret ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu davacı tarafa ait tescilli ... markası dikkate alındığında davalı tarafa ait PF ... Frenzy + Şekil markasının asli unsurunun ... olduğu, davalının PF Frenzy şeklinde yabancı sözcükler kullanmak suretiyle ürettiği kelimelere bir bütün halinde bakıldığında davacı markasının tanınmışlığından yararlanmaya yönelik ayırt edicilik sağlamayan ortalama tüketici nezlinde seri marka imajı yaratan bir kullanım olup markaların aynı işletmeden gelen benzer marka imajı uyandırdığı, sınıfsal olarak da davalı markalarının davacı markası sınıfı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında bilirkişi raporu alınmadan karar verilmemesi gerektiğini, mahkemenin sözlü yargılamayı tatbik etmediğini, taraflara ait her iki markanın, sözcük, anlam, şekil ve verdiği mesai itibariyle birbirinden farklı olup benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunmadığını, davacının ... ibaresini kendisinin husule getirmediğini, zaten var olan bir oyunu, isim+şekil olarak kullanarak, marka tanınmışlığı sağladığını, bu durumun ... ibaresinin ve de poloyu simgeler oyuncu şeklinin başkaca markalarda kullanılmayacağı anlamına gelmediğini, davacı markası ile müvekkil markası arasında görsel, işitsel, fonetik, çağrışım, bağlantı ve ilişkilendirme neticesinde, umumi intiba bağlamında ortalama tüketici nezdinde iltibas benzerlik ihtimali olmaması yanında Türkiye'de etkin faaliyette bulunduğunu ifade eden davacının müvekkilinin başvuru süresince itiraz etmeden sessiz kalmakla bu olguyu zımmen benimsedikten sonra açtığı davanın basiret ve iyiniyet ile davranma lüzumu ile bağdaşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... kelimesinin tasviri bir kelime olduğu ve bu kelime ile ifade edilen oyunun dörderli iki takım oyuncularının ellerindeki özel oyun sopaları ile 10 cm çapındaki bir topa vurmaları ile oynanan bir oyun olduğu, ... ibaresinin zayıf marka niteliğinde değerlendirileceği, ancak her iki markanın kullanılacağı mallar bakımından ortalama tüketiciler zihninde figürler arasındaki ayrıntılardan ziyade at üzerinde ... oynayan insan figürü izlenimini bırakacağı, söz konusu genel izlenim itibariyle işaretler arasında iltibas tehlikesi oluşacağı, davacının ... ibaresi ile birlikte şekillerin de bulunduğu markaları ile bu ibareye ilave edilen tasviri olmayan kelimelerden oluşan diğer markalarının kuvvetli marka olduğu, davalının markasının PF ... Frenzy + Şekil ibaresinden oluştuğu, bu ibare içerisinde davacının zayıf markası olan ... ibaresinin mevcut olduğu, ancak belirtildiği üzere tasviri nitelikli olan bu kelimenin yanında bulunan at üzerindeki insan figürü sebebiyle davalı markası içerisinde doğrudan belirleyici unsur niteliğinde bulunduğu, ülkemizde tüketicinin bu ibareyi bir oyundan çok, bu işareti önceden beri bildiği davacı markaları olarak yorumlayacağı, davacı markaları ile davalının markasında sınıfsal olarak da ayniyet bulunduğu, tüketicilerin davacı markası ile davalı markası arasında doğrudan irtibat kurup, karıştırma ihtimalinin bulunacağı, davacı markasının tescil tarihi ve uzun süreli olan kullanım durumu nazara alındığında ayırt edici nitelik taşıdığı, tüketicilerin davalı markasını gördüklerinde, davacının ... unsurlu markaları dolayısıyla davalı ile davacı arasında ekonomik bir bağ ya da işletmesel ilişki olduğu sonucuna varabilecekleri, iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan bilirkişi incelemesinin yapılmasının gerekmediği, sessiz kalma ile hak kaybı kuralı için Yargıtay uygulamalarında kural olarak beş yılın uygulanmakta olduğu, davalı markalarının tescil tarihi olan 2016 yılı dikkate alındığında davanın 2018 yılında açılmış olması sebebiyle uzun süre sessiz kalma durumunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.