Esastan ret
Taraflar arasındaki davalı Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum ve şirket vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum ve şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... esas ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin dava konusu 2018/109955 başvuru numaralı ... markasını, davacı markalarıyla benzerlik oluşturacak şekilde 20. sınıfta tescil başvurusunda bulunduğunu, davacı şirketin ... markasının tanınmış marka olduğunu, bu kapsamda bütün sınıflarda koruma altında bulunduğunu, üst düzey bilinç seviyesindeki tüketici nezdinde dahi davalı şirketin markası olan ... markasının, davacıya ait ... markasının alt bir markası veya marka serisi olarak değerlendirilebileceğini, davalı markasının, davacıya ait ... markasının sonuna P harfinin getirilmesiyle oluşturulduğunu, bunun iltibası ortadan kaldırmayacağını, ilk üç harf üzerinden iltibas değerlendirmesinin yapılması gerektiğini, davalı yanın davacının tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını, genel intiba olarak taraf markaları arasında iltibasın yüksek olduğunu ileri sürerek 2019-M-9025 sayılı YİDK kararının iptaline, davalıya ait 2018/109955 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının itiraza mesnet markasının ... ibareli olduğunu, başka tali veya yardımcı unsurun bulunmadığını, müvekkilinin markasının ise ... ibaresinden oluştuğunu, buna göre markalar arasında iltibas tehlikesinin mevcut olmadığını, ortalama tüketici kitlesinin bu markalar arasındaki farklılığı anlayabileceğini, davacı şirketin sahip olduğu ... markasının tanınmış olduğu sektörle, başvuru kapsamında kalan malların ilişkili olmaması nedeniyle markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirme ihtimalinin mevcut olmadığını, davalı markasının sonundaki P harfinin farklılık yarattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın emtia listesinde bulunan tüm emtialar ile davacı yana ait, marka işlem dosyasında itiraza mesnet gösterilen 2010/48427 sayılı ... ibareli markasının koruması altında bulunan emtiaların aynı, aynı tür ve benzer emtialar oldukları, davacıya ait ... ibareli marka ile davaya konu ... ibareli markaların anlamsal bir karşılıklarının bulunmadığı, her iki markanın ilk üç harfinin de müşterek olduğu, ortalama tüketicinin genellikle markayı oluşturan unsurların başlangıç kısmına daha çok dikkat etme eğiliminde bulundukları, bu nedenle karşılaştırılan işaretler arasında özellikle görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, bu markanın davacı markasının serisi niteliğinde bir marka olduğunun düşünülebileceği, markanın son kısmını oluşturan P ibaresinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, bir kısım ortalama tüketicinin farklı markalar karşısında olduğunu hemen ve ilk bakışta algılasa bile, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir işbirliği bulunduğu hususunda yanılsamaya düşebileceği, belirtilen nedenlerle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının tanınmışlık iddiasının değerlendirilmesine gerek görülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2019-M-9025 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilinin, başvuruya konu işaret ile davacı adına tescilli ... ibaresini münhasır ya da esas unsur olarak içeren markalar arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markaların birbirinden yeterli ölçüde farklılaştığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili başvurusu ile itiraza mesnet markaların okunuş, anlam, görünüş ve genel izlenim itibariyle iltibasa neden olacak derecede benzerlik içermediklerini, itiraza gerekçe gösterilen markaların kısa ibareler olması nedeniyle tek harf farklılığının ortalama tüketicilerce fark edilebileceğini, davacı şirketin sahip olduğu ... markasının tanınmış olduğu sektörle müvekkil şirketin başvurusu kapsamında kalan malların ilişkili olmaması nedeniyle markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirme ihtimali de bulunmadığını, davacının ayakkabı sektöründe faaliyet gösterdiğini ve markalarının kapsamının da bu yönde olduğunu, davacının tanınmış ... markasını mobilya sektöründe hiç kullanmadığını, seri marka algısının da oluşmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2010/48427 sayılı ... ibareli marka arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı markasından farklı olarak dava konusu başvuruda ... ibaresinin sonuna P harfinin eklenmesinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, davalı Şirket tarafından usulüne uygun biçimde süresi içinde ileri sürülmüş kullanmama definin de bulunmadığı gerekçesiyle davalı taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve şirket vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
Davalı taraf vekilleri temyiz dilekçelerinde istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemişlerdir.
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.