Esastan ret
Taraflar arasındaki malın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 26.07.2016 tarihli finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 21.03.2014 tarihli finansal kiralama sözleşmesindeki tüm hak ve yükümlülüklerin devamı ve kiracı değişikliği niteliğinde olduğunu, bu sözleşme ile müvekkili şirketin davalıya makine ve ekipmanları finansal kiralama yoluyla kiralayarak teslim ettiğini, kiracı tarafından sözleşme gereğince ödenmesi gereken kira borçlarının vadesinde ödenmediğini, bunun üzerine 27.02.2019 tarihli noter ihtarnamesinin keşide edilerek borcun 60 gün içerisinde ödenmesi aksi takdirde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ihtarnamede belirtilen süre içerisinde bakiye borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshinden sonra finansal kiralamaya konu malların da müvekkili şirkete iade edilmediğini, sözleşme konusu malların kaçırılmasının ve saklanmasının önlenmesini teminen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/739 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati tedbir kararı verildiğini ileri sürerek davalı tarafından iade edilmesi gereken sözleşmeye konu mal ve ekipmanlarının her kimin elinde bulunursa bulunsun müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Mayıs 2016 tarihinde ... İletişim ... Ltd. Şti.'nden 1 adet biçerdöver satın almak istediğini ve şirketle anlaştığını, müvekkilinin satış bedeli karşılığı bir dizi senet düzenlediğini ve teslim ettiğini, tarafların senetlerin tamamı ödendiğinde noterde satış işlemini gerçekleştirmek hususunda anlaştığını, ödemeler devam ederken biçerdöverin zilyetliğinin müvekkiline bırakıldığını, satış bedeli henüz tamamlanmadığından noterdeki işlemlere geçilemediğini düşünen müvekkilinin, bu davayla, malın mülkiyetinin ... İletişim ... Ltd. Şti.'ne değil BNP Paribas Finansal Kiralama A.Ş.'ye ait olduğunu ve finansal kiralama sözleşmesinde taraf gösterildiğini öğrendiğini, davacının sunduğu 27.02.2019 tarihli ihtarnamenin de müvekkiline ulaşmadığını, tebliğin muhtara yapıldığını, müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, BNP Paribas Finansal Kiralama A.Ş. ile finansal kiralama sözleşmesinin yapılmadığını, bu sözleşmeyi devralmadığını ve bu şirkete hiç bir ödeme yapmadığını, biçerdöverin mülkiyetine sahip olduğunu düşündüğü ... şirketine yüklü miktarda ödeme yapıldığını, müvekkilinin başka bir biçerdöverin kiralanması için düzenlediği vekaletnamenin süreli olduğunu ve işlem tarihinde süresinin sona erdiğini, asıl finansal kiralama sözleşmesinin noterde yapıldığını, ancak sözleşmenin devrine ilişkin sözleşmenin adi yazılı şekilde yapıldığından geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı borçların zamanında ödenmemesi üzerine 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun (6361 sayılı Kanun) 31 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında davalıya ihtarname çekildiği ve borcun ödenmesi için 60 günlük süre tanındığı buna rağmen kalan borcun ödenmediği, davalının bu hali ile temerrüde düştüğü, davalının süresinde kira bedellerini ödemediği ve 60 günlük süreye rağmen de edimini yerine getirmediği, davalı ... ... Ltd. Şti. ile sözleşme yaptığını belirtmiş olmasına rağmen dosyaya bu şekilde savunmasını ispatlar bir sözleşme sunamadığı, aksine süresi aşılmış şekilde verilen vekaletnameye istinaden kendine vekaleten ...'nun davacı ile yapmış olduğu finansal kiralama sözleşmesine ilişkin kiralama bedellerinin ödendiği, o haliyle sözleşmeyi davacı ile yapmış olduğu ve yapılan bu sözleşmeye onay verdiği, dava konusu olan biçerdöver tescile tabi bir iş makinesi olduğu, tescil kaydında malikinin davacı finansal kiralama şirketi olduğu, davalı mesleği gereği sıklıkla finansal kiralama ve satın alma işini yaptığını belirttiği, bu şekilde satın alma işini yapan bir kişinin malın tescilde kimin adına kayıtlı olduğunu bilebilecek durumda olup, bu hususu bilmemesi, bu hususta araştırma yapmaması hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, davacı şirket tarafından gönderilen 27.02.2019 tarihli ödeme ve fesih ihtarnamesi 01.03.2019 tarihinde davalının eşine tebliğ edildiği, davalının finansal kiralama sözleşmesinden haberdar olmadığı iddiası gerçeği yansıtmadığı, davalı sözleşmenin süresi dolmuş vekaletnameye dayalı olarak kurulmuş olması nedeniyle geçerli olmadığını belirtilmiş ise de bu sözleşmeye dayalı olarak kiralananın davalıya teslim edildiği ve davalının bu tür alım satımları uzun yıllardır profesyonel olarak iş edinmek suretiyle yaptığına ilişkin savunması ve yine araç ruhsatında malikinin BNP Paribas olması, ödemelerin bir kısmının yapılmış olması nedeniyle, süresi sona eren vekalete dayalı olarak finansal kiralama sözleşmesi yapılmış olsa da davalı tarafın bu davranışlarıyla dayanağının sakat olması nedeniyle yapılan ve sakat hale gelmiş olan sözleşmeye onay verdiğine kanaat getirildiği, davalı borcu olan 2017 ve 2018 yıllarına ait %1 KDV dahil 18.979,63 euroyu da ödemiş olması nedeniyle bunun hem sözleşmeye onay verdiğinin, hem de savunmasının doğru olmadığına delil oluşturduğu ve bu nedenle de davalı tarafın kira borçlarını ödemediği, davacı tarafça usulüne uygun ihtara rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle temerrüdünün oluştuğu ve davacı tarafça 6361 sayılı Kanun'a dayalı olarak haklı sebeple feshettiği, buna göre de kiralananın davacıya iadesi gerekirken, iadenin de sağlanmadığı bu nedenle de davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshinin sonucu olarak iade talebinin de kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile ihbar olunan ... İletişim Zirai Araç Sarrafiye İnşaat Taahhüt Otomotiv İşleri İthalat İhracat ve Sanayi Limited Şirketi ile 2016 yılında sözlü olarak yaptıkları anlaşmaya istinaden şirketin talebiyle ödemelerini düzenli olarak ihbar olunan şirkete yaptığını, müvekkilin bu anlaşma esnasında da sonrasında da dava konusu biçerdöverin davacı tarafa ait olduğunu bilmediğini, müvekkilin ne davacı ile sözleşme imzaladığını ne de eksik bir ödemede bulunduğunu, müvekkil sözlü olarak anlaşmaya vardığı ... şirketi ile ilişki içinde bulunarak düzenli olarak ödemelerini bu şirkete yaptığını, müvekkilin davacı ile kendi adına bir finansal kiralama sözleşmesi düzenlendiğinden haberi bulunmamakla birlikte bu davanın ikame edilmesiyle haberdar olduğunu, müvekkilin sözleşme akdetmek için ...'ya verilen yetkinin 23.05.2016 tarihine kadar geçerli olduğunu ve başka bir biçerdöverin kiralanmasına ilişkin olduğunu, müvekkilin hiçbir şekilde söz konusu biçerdöver ile ilgili davacı tarafla finansal kiralama sözleşmesi yapmadığı ve bu hususta yetki de vermediğini, müvekkil tarafından davacıya hiçbir ödeme yapılmadığını, süresi geçen vekaletnameye dayalı olarak yapılan geçersiz sözleşmenin müvekkil tarafından ödeme yapıldığı ve bu nedenle bu sözleşmeye onay verdiği varsayımıyla haberdar dahi olunmayan sözleşmenin geçerli olduğuna kanaat getirilmesinin doğru olmadığını, ödeme ve fesih ihtarnamesinin müvekkilin eşine tebliğ edildiğini, ancak bu kişi tarafından evrakın hiç açılmadığını, müvekkilin şehir dışında olması nedeniyle ihtarname evrakı ile ilgili hiç bir bilgiye sahip olmadığını, müvekkilden habersiz olarak geçersiz bir sözleşme akdedilerek müvekkilin borçlu konuma getirildiğini, müvekkilin iradesi bulunmaksızın sözleşmeye taraf olmasının ve borç altına sokulmasının kabul edilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davalının finansal kira sözleşmelerinden doğan borç taksitlerini ödemeyerek temerrüde düştüğü, davacı tarafından gönderilen "Borçların 60 günlük süre içinde ödenmesi, aksi halde sözleşmelerin feshedilmiş olacağı, kiralanan malların 5 gün içinde teslim edilmesi gerektiği" içerikli noter ihtarnamesinin davalıya tebliğ edildiği, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalının 18.979,63 euro kira bedelini ödemediğinin tespit edildiği, tüm bu hususlar gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve ayrıca dava konusu malın zilyetliğinin davacıya geçtiğini, davanın konusuz kaldığını ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
Dava, finansal kiralama konusu malın iadesi istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6361 sayılı Kanun'un 18 vd. maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olupdavalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.