İstinaf istemlerinin esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli ve 2018/285 Esas, 2020/284 Karar sayılı kararı ile, sanığın katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 2020/1654 Esas, 2021/227 Karar sayılı kararı ile, sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiin temyiz sebepleri özetle; öldürme kastı olmadığından bahisle suçun vasfına, haksız tahrik indiriminin üst sınırdan uygulanmasına, meşru savunmaya ve fazla ceza tayin edildiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanığın katılanın özellikle kalp bölgesini hedef alarak ve ikrarına göre birden fazla darbe vurmak suretiyle bıçakladığı ve ATK raporuna göre katılanın yaralanmasının hayati tehlike yaratır boyutta olduğu dikkate alındığında sanığın kastının katılanı öldürmek yönünde olduğunun açıkça anlaşıldığı, sanık suça konu bıçağı günlük işlerini halletmek amacıyla sürekli yanında taşıdığını beyan etmiş ise de bıçağın niteliği ve boyutları itibariyle sürekli yanında taşınmaya elverişli olmadığı daha çok mutfak bıçağı işlevinde olduğu dolayısıyla sanığın bıçağı olayda kullanmak üzere özellikle yanına aldığı, sanığın katılanı bıçakladıktan sonra katılan açısından kast ettiği ölüm neticesinin artık kaçınılmaz olduğunu düşündüğünden olay yerinden ayrıldığı ancak katılanın zamanında hastaneye giderek tedavi edilmesi nedeniyle ölüm sonucunun gerçekleşmediği, bu haliyle sanığın eyleminin elverişli hareketlerle icrasına başlanıldığı halde elde olmayan sebeplerle neticenin gerçekleşmemesi sebebiyle kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu olarak kabulünün gerektiği anlaşılmakla buna göre uygulama yapılmıştır.
2. Sanık savunması, tanıkların anlatımları, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu Raporu, uzmanlık raporları, yazı cevapları, nüfus ve adlî sicil kayıtları, tutanaklar ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemin vasıflandırılmasında isabetsizlik bulunmadığı, katılandaki yaralanmanın niteliği dikkate alındığında teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılama
sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanığın eylemleri ile orantılı şekilde ceza tayin edildiği, haksız tahrik indirimin mahkemenin yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulandığı ve belirlenen indirim oranının isabetli olduğu meşru savunma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 2020/1654 Esas, 2021/227 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2024 tarihinde karar verildi.