İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2020/44 Esas, 2021/87 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 84/2,62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.06.2021 tarihli ve 2021/1266 Esas, 2021/1637 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilleri, katılan kurum vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

1. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanığın 5237 sayılı Kanun’un 84/2. maddesi delaletiyle kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine,

2. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine,

3. Katılan kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik ceza tayin edildiğine, takdîri indirim hükümlerine ve vekâlet ücretine,

4. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine ve mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına,
İlişkindir.

Sanık ile maktul arasında gönül ilişkisi bulunduğu, olay günü maktulün kendi aracı ile kanal boyuna gidip orada biraz alkol kullandığı, sanığın da kendi aracı ile aynı bölgeye gidip alkol ve uyuşturucu kullandığı, devamında sanık ile maktulün ayrı araçlarla maktulün oturduğu binanın otoparkına geldikleri ve araçlarını birbirlerine yakın park ettikleri, önce saat 19.47 sıralarında maktulün binaya giriş yaptığı, ardından sanığın saat: 19.52 sıralarında maktulün peşinden giderek binaya giriş yaptığı,, sanığın saat 19.59 sıralarında tekrar aşağı inip aracından bir şey aldıktan sonra saat 20.00 sıralarında tekrar yukarı çıktığı, maktulün kapı ziline bastığı, içeri girdikten bir müddet sonra da saat 20.24 sıralarında maktulün 6. katta bulunan evinden aşağı doğru zemine düşüp, bir metre kadar yuvarlandığı, burada ağır yaralandığı, komşuların yardım için maktulün yanına geldikleri, akabinde maktulün yere düşmesinden itibaren 7 dakika sonra sanığın geldiği, sanığın maktulü koltuk altından tutarak yarı oturur vaziyete getirdiği, burada sanki maktulü tanımıyormuş gibi maktule müdahale etmeye çalışan tanıklara; "Bunun bir şeyi yok." diyerek maktulü silkeleyip, maktule su vermeleri halinde yürüyebileceğini ifade ettiği, saat 20.34 sıralarında ambulansın gelerek 112 görevlilerinin maktule müdahale ettikleri, maktulün kaldırıldığı Kepez Devlet Hastanesinde yaşamını yitirdiği olayda;

Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu kabul etmediği, maktulle birlikte alkol aldıktan sonra maktulün isteği doğrultusunda maktulün evine gittiklerini, aralarında herhangi bir tartışma yaşanmadığını belirttiği, maktulün, kendisinin evden çıkmasını engellemek için evin giriş kapısını kilitleyip anahtarı cebine koyduğuna ilişkin beyanın somut delillerle desteklendiği, katılanların sanığın maktulü ilişki konusunda baskı altına aldığına ve tehdit ettiğine ilişkin beyanlarının soyut nitelikte olduğu, olay yerinde bulunan kırık cam parçalarının ve duvardaki darp izinin evde yaşanan kavganın kesin delilleri olmadığı gibi kavganın yaşandığının kabulü halinde de maktulün bu kavganın üzerinde oluşturduğu baskıyla intihar ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak yeterli, somut delil bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün ikinci paragrafında açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi "sübut" nedeniyle yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.06.2021 tarihli ve 2021/1266 Esas, 2021/1637 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın kararın onanması yönündeki karşı oyuyla, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Sanığın aşamalarda çelişkili davranış ve savunmalarda bulunması, maktulün ailesinin sanığın maktulü yaşadıkları ilişki hususunda baskı altında tutuğuna ve tehdit ettiğine ilişkin beyanları, olay öncesinde tartışma yaşandığına ilişkin bulgular olan evde tespit edilen kırık cam parçaları ve duvardaki iz dikkate alındığında, sanık tarafından baskı altına alınan maktulün balkona çıktığı ve kendini altıncı kattan aşağı
bıraktığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi suçunu işlediğinin kabul edilmesi ve mahkemenin kararının onanması görüşüyle çoğunluğun sanığın beraatine karar verilmesi şeklindeki görüşüne katılmıyorum.