Esastan ret

SAYISI: 2021/392 E., 2022/95 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine Boğazlıyan İcra Dairesi’nin 2021/457 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, takibe dayanak 01.01.2019 düzenleme, 01.07.2019 vade tarihli bononun arkasındaki taahhütname başlıklı yazıdan anlaşılacağı üzere bononun dava dışı BYK Yapı İnş. Ltd. Şti.’nden (BYK Yapı) taşınmaz alımından kaynaklandığını, bu taahhütnamede “BYK Yapı tarafından yapılan F Blok No: 1 nolu dairenin bedeli 160.000,00 TL (yüzaltmışbin TL) ödenmesinden dolayı bu senet yapılmıştır. Daire 15.03.2019 tarihinde teslim edilince senet hükümsüzdür” şeklindeki ibarenin senedin teminat niteliğinde olduğunu ve kambiyo senedi vasfı taşımadığını gösterdiğini, kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödeme vaadini içermediğini, şarta bağlandığını, BYK Yapı’nın yaptığı taşınmazlardan F Blok 1 numaralı bağımsız bölümün satın alındığını, bedelinin müvekkiline ödenmediğini, bonoda nakten kaydına yer verildiği halde bono karşılığı bir bedel de alınmadığını, taahhütnamenin 30.11.2018 tarihini içerdiği halde bononun 01.01.2019 tarihinde düzenlendiğini, bu hususun da zorunlu unsurlardan düzenleme tarihini taşımadığını gösterdiğini, müvekkilinin BYK Yapı ile ilgisinin bulunmadığını, davalı ile BYK Yapı arasındaki sözleşmenin feshedilmediğini ileri sürerek müvekkilinin Boğazlıyan İcra Dairesinin 2021/457 E. sayılı dosyasına dayanak 01.01.2019 düzenleme, 01.07.2019 vade tarihli, 160.000,00 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini, dayanak bononun kambiyo senedi vasfı taşıdığını, BYK Yapı’nın davacının firması olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bononun arka yüzünde taahhütname başlıklı yazıya göre dairenin teslim edilmesi halinde bononun hükümsüz kalacağının kararlaştırıldığı, alacak bedelinin 160.000,00 TL olarak açıkça belirtildiği, bononun da bu miktar üzerinden düzenlendiği, buna göre alacağın varlığının yargılamayı gerektirmediği, bononun arka yüzünde bulunan yazının bononun illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran nitelikte kayıt olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bononun arkasındaki taahhütname başlıklı yazıdan anlaşılacağı üzere bononun dava dışı BYK Yapı’dan taşınmaz alımından kaynaklandığını, bu taahhütnamede “BYK Yapı tarafından yapılan F Blok No: 1 nolu dairenin bedeli 160.000,00 TL (yüzaltmışbin TL) ödenmesinden dolayı bu senet yapılmıştır. Daire 15.03.2019 tarihinde teslim edilince senet hükümsüzdür” şeklindeki ibarenin senedin teminat niteliğinde olduğunu ve kambiyo senedi vasfı taşımadığını gösterdiğini, kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödeme vaadini içermediğini, şarta bağlandığını, BYK Yapı’nın yaptığı taşınmazlardan F Blok 1 numaralı bağımsız bölümün satın alındığını, 160.000,00 TL taşınmaz bedelinin müvekkiline ödenmediğini, bono nakten düzenlendiği halde müvekkiline para ödenmediğini, düzenleme ve vade tarihinin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, nitekim taahhütnamenin 30.11.2018, bononun ise 01.01.2019 düzenleme tarihini içerdiğini, zorunlu unsur olan düzenleme tarihini taşımadığını, müvekkilinin BYK Yapı ile ilgisinin bulunmadığını, anılan şirketin ticaret ve sosyal güvenlik kayıtlarının celbedilmediğini, taşınmaz satış sözleşmesinin hali hazırda feshedilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı bononun arkasında BYK Yapı tarafından yapılan daire bedelinin peşin ödenmesinden dolayı senedin düzenlendiği, dairenin 15.03.2019 tarihinde teslim edilmesi halinde senedin hükümsüz kalacağının yazıldığı, davacının başkasının fiilini taahhüte (BYK Yapının daireyi vereceğine) dair dava konu bonoyu verdiği, davacının dava dışı BYK Yapının edimlerini yerine getirdiği yönünde iddiada bulunmadığı, öte yandan takip dayanağı bononun yasal unsurları taşıdığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bononun arka kısmındaki taahhütname başlıklı yazıdan anlaşılacağı üzere bononun dava dışı BYK Yapı’dan taşınmaz alımından kaynaklandığını, taahhütnamedeki yazının senedin teminat niteliğinde olduğunu ve kambiyo senedi vasfı taşımadığını gösterdiğini, kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödeme vaadini içermediğini, şarta bağlandığını, salt senet metninin dikkate alınamayacağını, BYK Yapı’nın yaptığı taşınmazlardan F Blok 1 numaralı bağımsız bölümün satın alındığını, 160.000,00 TL taşınmaz bedelinin müvekkiline ödenmediğini, bono nakten düzenlendiği halde müvekkiline para ödenmediğini, düzenleme ve vade tarihinin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, nitekim taahhütnamenin 30.11.2018, bononun ise 01.01.2019 düzenleme tarihini içerdiğini, zorunlu unsur olan düzenleme tarihini taşımadığını, müvekkilinin BYK Yapı ile ilgisinin bulunmadığını, anılan şirketin ticaret ve sosyal güvenlik kayıtlarının celbedilmediğini, taşınmaz satış sözleşmesinin hali hazırda feshedilmediğini, halen devam eden taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan bonodan dolayı müvekkilinin borcundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 128 inci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.