Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre sanık bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 09.04.2018 tarihi itibariyle duran zamanaşımının kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 03.09.2019 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Sanık hakkında hırsızlık suçundan temel ceza belirlenirken suç tarihinde yürürlükte olup sanığın lehine olan TCK'nın 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki TCK'nın 142/1-b maddesi gereğince suçun işlenmesindeki diğer özellikler göz önüne alınarak alt sınırdan hüküm kurulduğu belirtilmesine rağmen temel ceza olarak 3 yıl hapis cezası belirlenmiş ise de; suç tarihi dikkate alındığında 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde temel cezanın alt sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu gözetilmeden, 3 yıl hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini,
2. Kabule göre de;
Mahkemenin 16.10.2012 tarihli kararıyla sanık hakkında 6.000,00 TL adlî para cezası verildiği, kararı sadece sanık ve müdafinin temyiz ettiği ve aleyhe temyiz bulunmadığının anlaşılması karşısında, her ne kadar daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine yasal olanak bulunmasa da bozma öncesinde hükmedilen 6.000,00 TL adlî para cezasının sanık lehine ceza miktarı yönünden kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın 6.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.