Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'ın annesi, davacı ...'ın eşi olan sürücü ...'a 17.05.2016 tarihinde davalı şirketin işleteni olduğu sürücüsü ... olan aracın çarpması neticesinde vefat ettiğini, davacıların söz konusu vefat nedeni ile acı ve elem içinde olduklarını beyanla her bir davacı için 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının manevi tazminat talebinin sigorta şirketinin teminatı altında olduğunu, bu nedenle kendileri açısından husumetten ret kararı verilmesini, sürücü ve sigorta şirketine davanın ihbarını talep ettiklerini, kaza nedeni ile kendilerine yüklenecek bir kusur olmadığını, sürücünün ilk iş gününde kaza yaptığını, zararın doğmasını engellemek için tüm tedbirleri aldıklarını, sürücünün tecrübeli olduğunu, aracın tüm bakımlarının yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirkete ait aracın 17.05.2016 tarihinde kırmızı ışıkta bekleyen araçlara çarptığı ve davacılar murisinin kazada vefat ettiğini, manevi tazminat talebinde bulundukları, ceza dosyasından alınan kusur raporu ile kazanın meydana gelmesinde davalıya ait çekici ve buna bağlı dorse sürücüsünün tam kusurlu olduğunun belirtildiği, kazada davalının sürücüsünün kusurlu olması, kusur oranının yüksekliği, müteveffanın kazanın oluşumunda kusursuz olması, olayın vehameti, meydana geliş şekli, davacıların eşini ve annelerini kaybetmiş olmaları nedeni ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 75.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf başvurusunda; dava açılmadan evvel birtakım taleplerle davacının, davalıya başvurduğu, davalının söz konusu talepler için aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ve KASKO poliçesi şirketi olan Anadolu Sigorta'ya başvurabileceklerini bildirdiği, aracın kasko sigortasında manevi tazminat talepleri için üst limitin 2.500.000,00 TL olduğu halde söz konusu başvuruların yapılmadığı, adeta müvekkili şirketi cezalandırma yoluna gidildiği, davacının talepleri her ne olursa olsun sigorta şirketi olan Anadolu Sigorta tarafından teminat kapsamında olduğu, mahkemece hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, fazla miktarla manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçeleri ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın trafik kazası nedeni ile manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, davacılar murisinin kendi aracı ile seyir halinde iken davalıya ait aracın çarparak yol kenarındaki duvara sıkıştırması neticesi vefat ettiği, kusur durumu, yaşanan acı ve elem, davacıların yaşı, sosyal ve ekonomik durum birlikte değerlendirildiğinde mahkemece takdir edilen manevi tazminatın ve miktarının yerinde olduğu gerekçesi ile davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf talebinde ileri sürdüğü nedenler ile kararı temyiz etmiştir.

davalıya ait aracın karıştığı 17.05.2016 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesi.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalının işleteni olduğu aracın sürücüsünün 17.05.2016 tarihli kazada tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.