Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, kendisine ait restorantın işletilmesi hususunda davalı ...'a vekalet verdiğini, vekaletnamede devir ve kapatma yetkisi olmadığı halde davalı vekilin yetkisini aşarak kendisinden habersiz olarak işletmeyi kapattığını ve diğer davalı oğluna devrettiğini, işletme içindeki masa, sandalye tabak gibi eşyaların diğer davalıya satıldığını ancak fatura bedelinin düşük olduğunu bununla birlikte işletme içine yapılan masraflar, müşteri çevresinin kaybı, ödenmeyen vergi ve sigorta borçları, gelirler yönünden zarara uğradığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 58.400,00 TL zararının ve tespit gideri olan 403,90 TL'nin davalılardan faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davalı ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, diğer davalı yönünden ise aradaki ilişkinin aslında vekalet ilişkisi olmadığını, arada adi ortaklık olduğunu, davalı memur olduğundan kendi adına işletme açamadığını bu nedenle tüm resmi kayıtların davacı adına yapıldığını, işletme nedeniyle zarara uğradıklarını ve bu nedenle kapatıldığını, davacının her hangi bir alacağı olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının, davalının ise tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, kendisine ait kebap salonunun işletme yetkisini davalıya 08.10.2007 tarihli vekaletname ile davalı ...'ye verdiğini, vekaletnamede devir ve kapatma yetkisi olmadığı halde kendisinden habersiz olarak işletmenin davalı tarafından kapatıldığını iddia ile uğradığı zararların tazminini talep etmiş, davalı ... ise ortada bir vekalet ilişkisi olmadığını, aralarındaki ilişkinin adi ortaklığa dayandığını savunmuştur. Somut olayın mahkemeninde kabulünde olduğu üzere vekalet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı, işletmenin kurulmasından bu yana elde edilen gelirlerin tarafına ödenmediği iddiasında bulunmuş olduğu halde mahkemece ve alınan bilirkişi raporlarında buna yönelik bir araştırma yapılmamıştır, aynı şekilde davacı ödemek zorunda kaldığı vergi ve sigorta borçlarından dolayıda zamanında ödenmediğinden zararının doğduğunu iddia etmiş, davalıya verilen vekaletnamede de bu borçların davalı tarafından ödenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacının bu talepleri yönünden de mahkemece araştırma yapılmadan hüküm tesis edilmiştir. O halde davacının yukarıda bahsedilen talepleri ile ilgili konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden yargıtay, mahkeme ve taraf denetimine elverişli bir rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair, davalının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 918,30 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 2.754,90 TL harcın davalıdan alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.