Kısmen kabul
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, men-i ve ref-i ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar başvurusunun esastan reddine, davacı başvurusunun kısmen kabulüne karar verilerek, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin/dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket adına tescilli "..." isimli markanın davalı ...- ... Adi Ortaklığı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığını, müvekkiline ait markanın yer aldığı tabelalarının ihtarlara rağmen indirilmediğini, marka hakkına tecavüz sebebiyle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, marka hakkına tecavüz sebebiyle davalıların cezalandırıldığını, marka hakkına tecavüzün devamı ve uzun isim kullanımı sebebiyle müvekkili şirketin hem maddi hem de manevi bakımdan zarar görmüş olduğunu ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) haksız rekabete ilişkin 53 ila 64 üncü maddeleri gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL manevi 20.000,00 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili maddi tazminat talebini 246.053,68 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 31.07.2013-18.06.2015 tarihleri arasında muhtemel mal satış gelir zararının 762.939,99 TL olması gerektiği, davacının ibraz ettiği defter kayıtları, bilanço ve gelir tablolarındaki oranlar baz alındığında muhtemel gelirin dağılımına göre dönem itibariyle davacının 229.757,49 TL kâr elde edeceği, ancak davacının ihtilaflı dönem itibariyle faaliyet giderlerinin %32.28 oranında yüksek seviyede gerçekleşmiş olması sebebiyle davacının elde etmiş bulunacağı brüt kârından fazla miktarda 246.053,68 TL zarar ettiği bildirilmişse de, davalıların ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığından ticaret hacminin, satış ve kâr miktarlarının tespit edilemediği, davalıların ticari iş hacmi bilinmeden davacının tespit edilen muhtemel gelirinin tamamından davalıların sorumlu tutulamayacağı, şayet “dava konusu markanın” haksız kullanımı sebebiyle davacının elde edebileceği muhtemel gelirinin belirlenememesi halinde ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminata ve buna göre takdir edilecek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalıların marka tecavüzünü ısrarla sürdürmüş olmaları, tecavüzün devam ettiği süre ve markanın kullanım şekli, davalıların iş yerinin İstanbul'un en işlek caddelerinden birinde olması dikkate alınarak 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 25.09.2013 tarihinden işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen maddi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmadığını, bilirkişi raporunda tespit edilen zarar miktarının 246.053,68 TL olduğunu, davalıların işyerinin konumunun dikkate alınması ve bu itibarla 20.000,00 TL manevi, 246.053,68 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin sadece 2013 yılından kalma iş ilişkisi sebebiyle, davacı firmanın markasını müşteri masalarında kullandığını, yeni masa siparişi verildiği dönemde marka tecavüzü yapıldığının tespit edildiğini, müşteri masalarındaki logoların davacı tarafı ne gibi bir zarara uğratmış olduğunu anlamadıklarını, bir zararın varlığından söz edilse dahi yerel mahkemenin vermiş olduğu maddi ve manevi tazminat miktarının çok fazla olduğunu, yalnızca davacı defterleri incelenerek maddi zararın varlığı yönünde kanaate ulaşılamayacağını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların, davacıya ait markayı iş yerlerinin tabelalarında, sipariş araçlarında, ön giriş kapısında, masa kenarlarında, menülerinde ve servis altlıklarında izinsiz kullanmak suretiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesi kapsamında marka hakkına tecavüzde bulundukları aynı Kanun'unun 149 uncu maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceğinin düzenlendiği, buna göre davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği, aksi yöndeki davalı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davalılar istinaf isteminin esastan reddine, tarafların ekonomik durumu, ihlalin sayısı ve derecesi, kusur durumuna göre, davalı işyerinin konumuna ve bu itibarla elde edeceği muhtemel kazanca göre davacı istinaf taleplerinin yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 100.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 25.09.2013 tarihinden işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık konusu; davacı adına kayıtlı ''...'' ibareli markanın, davalılar tarafından işyerlerinde kullanılmak suretiyle marka hakkına tecavüzün gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise, davacının davalıların eylemleri sebebiyle uğramış olduğu bir maddi ve manevi zararın olup olmadığı, var ise miktarının ne olduğu hususlarında toplanmaktadır.
1.6769 sayılı Kanun'un 25,149 uncu maddeleri
2.6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.