Esastan ret

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, men-i ve ref-i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin/dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; gıda sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin, kendi imalatı olan çiğköfte ve yan ürünlerini perakende ve toptan olarak halka arz ettiğini, müvekkilinin ciddi yatırım, emek ve özveriyle ortaya koyduğu çalışmasını kendi adına Türk Patent ve Marka Kurumu'na yaptığı marka başvurularının tamamını tescil ettirerek yasa ve hukuka uygun bir şekilde faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu kapsamda "... ÇİĞ KÖFTE", "...", "... + Şekil" ve "..." gibi markaların müvekkili adına tescilli olduğunu, ancak hal böyle iken davalıların, müvekkili adına tescilli markalardan ...'i, müvekkili ile aralarında hiçbir sözleşme ya da müvekkilinin açık sözlü veya yazılı izni ve onayı olmaksızın haksız ve yasaya aykırı bir şekilde uzun sürelerce kullandıklarını ve kullanmaya devam ettiklerini ve davalıların marka ihlali teşkil eden bu fiillerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek, taraflarınca tesbit ve tedbir için sarf edilmek zorunda kalınan toplamda 1.657,66 TL'nin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, marka tecavüzü teşkil eden kullanımların durdurulmasını, engellenmesini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin 01.11.2017 tarihinde "kahta ... farlı bir tat" ibareli markanın tescili için başvuruda bulunduğunu, ancak davacı tarafından hasız olarak itiraz edildiğini, davacının bu itirazının taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, çünkü davacı yanın tescile konu markasının "... meşhur adıyaman çiğköfte" markası olduğunu, müvekkilleri tarafından davacı yanın markasına herhangi bir marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, davacının kasıtlı olarak işbu davayı ikame ettiğini, davacı yanın "..." kelimesi üzerinde bir hakkı söz konusu olmadığı gibi, bu kelime üzerinden de herhangi bir marka tecavüzünün de söz konusu olmadığını, davacı yan markasının kırmızı zemin üzerine, beyaz karakterli, büyük harf ile yazılı "... meşhur adıyaman çiğköfte" iken, müvekkili markasının ise kırmızı zemin üzerine; beyaz karakterli, resimli, küçük harf ile yazılı "kahta ... farlı bir tat"ibaresi olduğunu ve markalar arasında benzerliğin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların kullanımının davacı markasına tecavüz mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalıların davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markasına tecavüzlerinin durdurulmasına ve önlenmesine, "..." ibaresini taşıyan davalılara ait tabela, broşür ve her türlü tanıtım evraklarından çıkarılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.11.2017 tarihinde "kahta ... farlı bir tat" ibareli markanın tescili için başvuru yaptığını, bu başvurunun yayınlandığını, ancak davacı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, müvekkilinin tescil istemine konu markasının "kahta ... farlı bir tat" olduğunu, davacı yanın itiraz konusunun ise, müvekkilinin markasındaki "..." kelimesi olduğunu, davalılar tarafından davacı yanın markasına herhangi bir marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, taraf markalarının işitsel ve görsel olarak benzemediğini, ''...'' kelimesinin tarihte kurulan bir krallığın kralına verilen isim olduğunu, davacının tekeline verilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, davacıya ait "..." esas unsurlu markaların, davalı tarafından izinsiz kullanımının olup olmadığı ve bundan dolayı tecavüzün söz konusu olup olmadığı hususuna ilişkindir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29,149 uncu maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.