Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nin eşi, diğer müvekkillerinin babası... ile davalı ... arasında Hayat Sigortası Sözleşmesi akdedildiğini, muris...'nin 05.12.2011 tarihinde poliçe vadesi içerisinde kardiyak arest-kalbin pompalama işlevini durdurması nedeniyle vefat ettiğini, vefat sonrası davalı ... şirketine başvurduklarını, davalı ... tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle sigorta alacağının tahsili amacı ile İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün 2012/28567 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, İstanbul 27. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/63 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını ve mahkemece yetkisizlik kararı verildiğini, dosyanın Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğini, Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce de yetkili icra dairesinde icra takibi yapılmadığından davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiğini, İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün 2012/28567 esas sayılı dosyasının yetkili Bolu İcra Müdürlüğü'ne gönderildiği ve Bolu 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2931 esasına kaydının yapıldığı, borçluya ödeme emri gönderildiği ve borçlunun icra takibine itiraz ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere Bolu 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2931 esas sayılı dosyasına borçlunun yapmış olduğu itirazının iptaline, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı defi ve husumet itirazında bulunarak müteveffa...'nin poliçe akdedildiği sırada poliçenin ön yüzünde sıralanmış olan birçok hastalığa yanıtlar verdiğini, hastalıklarından kalp rahatsızlığına dair hiçbir rahatsızlığı bulunmadığını beyan ettiğini, bir yıl sonra vefat ettiğini, poliçe akdedilmeden önce belgelerle sabit olduğu üzere by-pass operasyonu geçirdiğini, bu rahatsızlığını bile bile gizlediğini, poliçe genel şartlarının C.2.2 maddesi gereğince kapsam dışı kaldığını, müvekkilinin herhangi bir tazminat sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Şekerbank TAŞ. Bolu Şubesinde Konut Finansmanı Kredi Sözleşmesi imzalandığı, müteveffanın sigorta sözleşmesi imzalanırken beyan etmediği hastalığı ile ölümü arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun sabit olduğu, müteveffanın sigorta poliçeleri yapılırken belirtilen hastalıklarının olup olmadığına ilişkin soruya "hayır" cevabını verdiği şeklinde belirtildiği, ancak bu formun sigorta ettiren müteveffanın imza bölümün boş olduğu, ayrıca sigorta ettiren müteveffadan herhangi bir imza alınmadığı, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik'in 7 nci maddesi uyarınca; "Sigorta sözleşmesinin müzakeresi, kurulması ve devamı sırasında, bilgilendirme yükümlülüğü gereği gibi yerine getirilmemiş veya sigortacı hakkında yanıltıcı bilgi verilmiş ya da Yönetmeliğin 8. maddesinde düzenlenen bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş yahut bilgilendirme formunda yer alan bilgiler gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmiş ve bu hallerden herhangi biri sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise, sigorta ettiren sigorta sözleşmesini feshedebileceği gibi, varsa uğradığı zararın tazminini de talep edebilir." denildiği, bu halde davalı ... şirketinin sigorta ettireni gereği gibi bilgilendirmediği, meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davaya konu rizikonun 05.12.2011 tarihinde yani poliçe himaye süresinde gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; dava konusu Bolu 3. İcra Müdürlüğünün 2017/2931 E sayılı takip dosyasında 80.000,00 TL asıl alacak ve 11.895,34 TL işlemiş faiz yönünden takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin temerrüt tarihinde hata yaptığını, temerrüdün daha önce gerçekleştiğini, işlemiş faizin yanlış hesaplandığını, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatına da karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 2 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu konuda mahkemece olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadığını, poliçe tanzimi sırasında davacılar murisinin mevcut hastalıklarını gizlemiş olması nedeniyle tazminat talebinin poliçe teminatına girmediğini, murisin poliçenin tanziminden önce by-pass operasyonu geçirdiğini, bu rahatsızlığını bilerek gizlediğini ve 1 yıl sonra vefat ettiğini, dain-i mürtehin bankanın Bolu 5. Noterliği'nin 18.10.2017 tarih ve 11953 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacılara gönderdiği ihtarnamede tazminatın bankaya ödenmesini talep ettiğini, bu nedenle geçerli bir muvafakatlarının olmadığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda sigortalı...'ye 2001 yılında by-pass yapıldığı, ayrıca şeker hastalığı, kalp yetmezliği ve hipertansiyon hastalıkları olduğu tespit edildiği, murisin ölümü ile bildirilmeyen hastalığı arasında illiyet bağı olduğu, bilgilendirme formunda murisin imzası olmasa da sigorta sözleşmelerinin iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulması karşısında, sigorta yaptıranın önemli tüm hususları poliçenin tanzimi sırasında sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, sigortalı poliçenin düzenlenmesi sırasında ölüme sebep olan kalp hastalığını bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1,b,2 nci maddesi gereğince, Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/254E., 2018/369K. sayılı dava dosyasında verdiği 19.07.2018 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, kaldırma nedenine göre davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, buna göre; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, müteveffanın Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen ve sürekli olarak verilen 29.07.2011 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporu'nda kişinin özür oranının %100 olarak belirlendiğini,vefat etmeden önce dolaşım bozukluğuna bağlı yürüme zorluğu yaşıyor olup ayrıca sol ayağından amputasyon ameliyatlısı olduğunu, kredi kullanımı/poliçe tanzimi sırasında ciddi rahatsızlıklarının bakınca hemen anlaşılacak nitelikte maluliyetin varlığı söz konusu olduğundan ne sigortalının bunu gizlemesi gibi bir ihtimal ne olabileceğini ne de sigortacının bu hususu bilmediğinden bahsedilemeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1438 inci maddesi gereği sigortacı tarafından bilinen bir hususun sigortalı tarafından bildirme yükümlülüğü de oluşmayacağını, kredi kullanımı sırasında müteveffadan herhangi bir imzalı sağlık beyanı da alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

davacıların mirasbırakanının kullandığı konut kredisi için yapılan hayat sigorta poliçesi kapsamında vefat tazminatının tahsili için başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemidir.

Türk Ticaret Kanunu 1435 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleri,

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacıların mirasbırakanının vefatı ile hayat sigortası öncesi mevcut olan hastalıkları arasında illiyet bağı bulunduğunun uzman bilirkişi raporu ile belirlendiği, Dairece celbedilen sigorta poliçesinde mirasbırakanın kalp rahatsızlığı olmadığını bildirdiği ve bu poliçeye bizzat imza attığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.