İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2021 tarihli ve 2019/388 Esas, 2021/12 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81,35/2,62,53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2021/867 Esas, 2021/1709 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
1.Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; suçun tasarlanarak işlendiğine ve ceza miktarına ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle: sanığın atılı suçu işlemediğinden bahisle beraatine karar verilmesi, meşru savunma hükümlerinin uygulanması, kasten yaralama suçundan cezalandırılması, haksız tahrik şartlarının oluştuğu, lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkindir.
Sanık ile katılan arasında olay öncesinde husumet bulunduğu, olay günü tarafların kahvede karşılaştıkları, sanığın katılanın arkasından gelerek kafasını tuttuğu, "Senin kafanı kopartacağım." diyerek elindeki bıçakla katılanın boğazını kesmek istediği, katılanın eliyle bıçağı tutması ve çevredekilerin müdahale etmesi üzerine sanığın eylemini tamamlayamadığı ve bıçağı katılanın omuz kısmına vurmak suretiyle hayati tehlike oluşturmayacak, basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek şekilde yaraladığı anlaşılan olayda;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanığın katılanın arkasından gelerek bıçakla saldırdığı katılandan sanığa yönelen bir saldırı olmadığı anlaşıldığından somut olayda meşru savuna şartlarının oluşmadığı, sanığın öldürme kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerini gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun sanık aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, sanığın öldürmeye elverişli bıçakla katılanın hayati bölgesi olan boğazını hedef aldığı ancak katılan ve tanıkların engel olması sebebiyle eylemini tamamlayamadığı, sanığın tanıklardan kurtularak katılana bıçakla saldırmaya devam ederek katılanı omuz kısmından 2 bıçak darbesi ile yaraladığı, tanıkların sanığın elindeki bıçağı alması ile sanığın eylemine son verdiği olayda, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin kabulü ile suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinde ve buna bağlı yaptırımların belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sanığın suç tarihinden uzun bir süre önce eşi ile anlaşmalı olarak boşandığı, her ne kadar sanık katılanın eşi ile ilişkisi olduğunu düşündüğü, katılanın kendisini tahrik edici eylemlerde bulunduğunu iddia etmişse de bu hususun tanık beyanları ile doğrulanmadığı anlaşıldığından katılandan sanığa yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının yerinde olduğu, sonuç ceza miktarı itibariyle lehe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme, seçenek yaptırımlara çevirmeye ilişkin hükümlerin yasal olarak uygulanmasının mümkün olmadığı, diğer lehe olan takdiri indirim hükümlerinin Mahkemece uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2021/867 Esas, 2021/1709 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.