Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istekleri; sanık hakkında verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, nakil aracının müsaderesinin gerektiğine ve re'sen tespit edilecek nedenlere ilişkindir.
2.Sanık müdafinin temyiz istekleri; sanığın gümrüklenmiş değerin iki katı bedeli ödediğine ayrıca kamu zararını da giderdiği halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediğine, cezanın ertelenmediğine ve re'sen tespit edilecek nedelerle kararın bozulmasına ilişkindir.
Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 02.06.2020 tarihli ve 2019/20439 Esas, 2020/4819 Karar
sayılı ilâmıyla nakil aracıyla ilgili iade kararının onanarak kesinleştiği, mahkemece de 06.01.2021 tarihli hükümde bu nedenle araç hakkında bir karar verilmediği anlaşılmakla; ortada araca ilişkin incelenecek bir karar bulunmadığından katılan ... İdaresi vekilinin araç müsaderesine yönelik temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır.
Olay tutanağına göre, 09.08.2013 tarihinde, sanığın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonun uygulama noktasında durdurulduğu, Muradiye Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/285 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden araçta yapılan aramada toplam 470 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında; mazotu tanımadığı bir tırcıdan aldığını, kaçak olduğunu bilmediğini, beraat kararı verilmeyecek ise hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesini kabul ettiğini beyan etmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
Ulusal marker tespit tutanağına göre ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu belirlenmiştir.
Sanığın dava konusu eşyaya ilişkin olarak gümrüklenmiş değerin iki katı bedeli ödediğine ve kamu zararını giderdiğine dair alındı belgelerini dosyaya ibraz ettiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, sanığın sevk ve idaresindeki araçta ticari miktar ve mahiyette kaçak motorin ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
1.Sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkrası yerine 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası olarak belirlenmesi,
2.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle,soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığın kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını hükümden önce Devlet Hazinesine ödemesi nedeniyle cezasında 1/2 yerine, 1/3 oranında indirim yapılmak suretiyle sanığın yanıltılması ve bu itibarla fazla ceza tayin edilmesi,
3.Adlî sicil kaydına göre suç tarihi de dikkate alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilâm dışında kasıtlı suçtan mahkûmiyete ilişkin sabıkası bulunmayan sanık hakkında, "Sanığın adli sicil kaydında daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının olması nedeniyle sanık hakkında verilen cezanın 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına," şeklindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce işlenen suçlarla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların sanık hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmeyeceği ve sanığın kamu zararını giderdiğine ilişkin makbuzu dosyaya sunduğu cihetle, sanık hakkında yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair hüküm kurulması, nedenleriyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılıklar bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... idaresi ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.