HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Devrek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.07.2019 tarihli ve 2018/205 Esas, 2019/358 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir.
2.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Ceza Daresinin, 30.11.2021 tarihli ve 2020/24 Esas, 2021/1682 Karar sayılı kararı sanık hakkındaki hüküm kaldırılarak;
Dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,50 ve 52 nci maddeleri uyarınca, 6000 TL ve 4000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 62,50 ve 52 nci maddeleri uyarınca, 6000 TL ve 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyizi istemi, eksik inceleme ile hükümler kurulduğuna, dolandırma kastının bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. Yurt dışında yaşayan katılanın izni sebebiyle yurt içinde bulunduğu sırada köyünde imam olarak görev yapan sanıktan kendisine arazi alma konusunda yardımcı olmasını istemesi, bu konuda yardım etmeyi kabul eden sanığın katılandan işlemler için gerekli olduğunu söyleyerek para istemesi, katılanın önce 14.05.2012 tarihinde 2500 Euro para göndermesi, akabinde 23.11.2015 tarihinde 1500 Euro göndermesi, sanığın katılan adına işlemleri yapmaması, katılanın sanığa ulaşamaması ve verdiği paraları da geri alamaması biçimindeki eylemler nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, katılanın kendisinden arazi alma konusunda yardım istediğini, köyde 2B niteliğinde bulunan arazi olduğunu söyleyerek katılandan para göndermesini istediğini, ilk konuşmalarında birlikte milli emlak servisine giderek orada bulunan Necati Yörübaş ile görüştüklerini, daha sonra katılanın gönderdiği para ile krokiler çizdirdiğini, ödemeler yaptığını, bu konuda makbuzlar sunacağını, katılanın bir ara alımdan vazgeçtiğini, ancak sonradan kendisini yeniden arayarak ve istemediği halde 1500 Euro daha gönderdiğini, gönderilen paraların 1000 Euro'luk kısmını kendisini masrafları için kullandığını, 15 Temmuz 2016 dan sonra bu işlemlerin durduğunu, yeniden başladığında bu yerin orman arazisi olduğunu öğrendiğini, 26.09.2019 tarihli celsede bir hafta önce harita mühendisine kroki çizdirdiğini, dolandırma kastının olmadığını, isterse paraları geri verebileceğini, katılan ile bu mesele yüzünden tartışma çıktığı için şikâyetçi olduğunu beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, katılanın ve vekilinin, sanığın aldığı paralara rağmen işlem yapmadığını, kadastro elemanlarının geleceğini, tapunun alınabileceğini söylemesi üzerine ikinci kez para gönderdiğini, yurda son gelişinde aradığında telefona çıkan sanığın oğlunun babasının olmadığını söylemesi üzerine şikâyetçi olduğunu, yaptığı araştırmalar ile 2B arazilerinin satın alma prosedüründe sanığın anlattığı işlemlerin olmadığını, satın alma önceliğinin de mülk sahiplerine ait olduğunu öğrendiğini, sanığın zararını gidermediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
3. İlk derece mahkemesince eylemin hukuki ihtilaf olduğundan dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı belirlenerek sanık hakkında beraat kararı verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise sanığın savunması, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın kroki çizimleri ya da ödemelere ilişkin makbuzların bulunduğunu beyan etmesine rağmen bunları sunmaması, aldığı paraları da geri vermemesi karşısında suçtan kurtulamaya yönelik olan savunmasına itibar edilmediği, köyün imamı olmasından kaynaklanan güveni de kullanarak sanığı kandırdığı kabul edilerek eylemler arasındaki süreyi de gözeterek iki kez cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanığın aynı suç işleme kararı kapsamında katılandan farklı tarihlerde birden fazla para almak suretiyle menfaat temin etmesi biçimindeki eyleminin zincirleme biçimde işlenmiş dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde iki kez dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilerek fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Ceza Daresinin, 30.11.2021 tarihli ve 2020/24 Esas, 2021/1682 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesin uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.