Red
1- İlk derece mahkemesince, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağına ilişkin yapılan takibe itirazın iptali davasında, 05/05/2015 tarih 2013/46 Esas ve 2015/313 Karar sayılı kararı davacının, davalıdan 14/11/2014 tarihli teknik raporda da açıklandığı üzere, 8.917,37 TL alacaklı olduğunu kabulü ile bu miktar ve 976,08 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptali ve davacı taraf açısından şartları mevcut olduğundan asıl alacak üzerinden %20 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflar vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 31.05.2017 tarih 2016/1122 Esas ve 2017/2342 Karar sayılı ilamı ve "mahkemece yüklenicinin edimin sözleşme ve eklerine uygun olarak yerine getirip bedele hak kazanılmadığı savunulduğu ve taraflar arasında uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, davacı tarafça alınan teknik bilirkişi raporuna itiraz edildiği ve kabul edilmediğinden yeniden oluşturulacak uzman teknik bilirkişi ya da kurulundan sözleşme ve ekleri ile varsa mevzuatı ile işin niteliğine göre davacı yüklenicinin sözleşme gereği edimini yerine getirip getirmediği bedeline hak kazanıp kazanmadığı ve yapılan ödemeler düşüldükten sonra istemekte haklı olduğu alacak miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp bu raporun ilk rapordan farklı olması halinde aynı şekilde çelişkiyi giderilecek şekilde 3. bilirkişi heyetinden rapor alınıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle davanın kısmen kabulü doğru olmamıştır.
Öte yandan davada dilekçenin konu başlıklı bölümüne göre 9.002,16 TL tutarındaki alacağa yönelik itirazın iptâli istendiği, bu miktar alacak üzerinden peşin nispi harç yatırıldığı, işlemiş faizle ilgili davacının talep ve davası olmadığı, olduğu kabul edilse dahi sözleşmede kesin vade bulunmadığı, davacının icra takibinden önce usulüne uygun ihtarı ile davalıyı temerrüde düşürmediği, sözleşmenin 10. maddesindeki düzenleme, alacağın istenebilir olduğu süreyi göstermekte olup, kesin vade niteliğinde olmadığından işlemiş faiz alacağına hükmedilmemesi gerekirken, 976,08 TL işlemiş faiz yönünden de itirazın iptâline karar verilmiş olması, yanlış olmuştur.
Bunların dışında itirazın iptâli davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için İİK'nın 67/II. maddesi gereğince alacağın likid ve borçlunun itirazında haksız olması gerekir. Eldeki davada alınan teknik bilirkişi raporuna mahkemece itibar edilmemiş olsa dahi borçlunun itirazında haklı olduğu belirtilip iş bedeli hesaplanmamış olduğu gibi mahkemece kabul edilen alacağın varlığı ile miktarı konusunda uzman olmayan mali müşavir bilirkişi raporu ile ve yargılama sonucu belirlendiğinden alacak likid değildir. Bu halde davacının koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi yerine kabulü de usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3-İlk derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 08/11/2018 tarih 2017/423 Esas ve 2018/336 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4-İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2019 tarih 2019/1469 Esas ve 2019/4050 Karar sayılı ilamıyla "bozma sonrasında alınan raporda davacının sözleşme gereği yaptığı işin bedeline hak kazanmadığının belirtildiği, bu durumda bozma öncesi alınan raporla bozma sonrası alınan rapor arasında açık çelişki oluştuğu, mahkemece çelişki giderilmeden karar verildiği anlaşılmıştır. Bu hususlar dikkate alındığında; mahkemece yapılması gereken tekrar rapor alınarak çelişkiyi gidererek karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
5- İlk derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde yeniden yapılan keşif sonucunda hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacı yüklenicinin yasal mevzuat gereğince sözleşmedeki edinimini yerine getirmediği, sözleşme gereği yapılan işin bedeline hak kazanmadığı gerekçesiyle davalı firmanın itirazlarında haklı olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
6-İlk derece Mahkemesi bozma üzerine verdiği üçüncü karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keza; davacı vekili her ne kadar temyiz itirazlarında davalı ile aralarında imzalanan sözleşmede projenin onayını alma yükümlülüğünün bulunmadığını, keşif yapılan yerde tesisin bulunmadığını, raporların hükme esas alınmaya elverişli ve denetime uygun olmadığını belirtmiş ise de, dosya kapsamında çelişkinin giderilmesi için alınan 3 adet raporda da davacının sözleşme gereği edimini yerine getirmediği ve iş bedelini hak etmediği belirlenmiş olup, mahkemece verilen ret kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 30/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.