Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı tarafın 17.05.2011 günlü oturumda verilen kesin süreye uymadığı gerekçesiyle davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına, mevcut delillere göre de ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve usül hükümlerine uygun düşmemiştir.
HUMK.nun 163. maddesi hükmüne göre kanunda belirtilen süreler kesindir. Bu süreler içinde yapılması gereken işlemler yapılmazsa o hak düşer. Hakim de yargılama sırasında taraflara vereceği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Verilen ara kararında sürenin kesin olduğu belirtilmemişse süreyi geçiren taraf yenisini isteyebilir. Bu istem üzerine verilecek ikinci süre kesindir.
Yine öğreti ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, kesin süreden söz edilebilmesi için öncelikle verilen sürenin yapılması istenilen işlerin yerine getirilebilmesine yetecek, uygun, makul bir süre olması, yapılması istenilen işlerin neler olduğunun, kesin süreye uymamanın hukuki sonuçlarının açıkça ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ara kararında gösterilmesi, kesin süreye uymamanın hukuki sonuçları konusunda kendisine kesin süre verilen tarafın uyarılması, uyarı yapıldığının da tutanağa geçirilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden mahkemece 17.05.2011 günlü duruşma oturumunda davacıya 23.09.2011 günü saat 14,00’den itibaren yapılacak keşifte kalem kalem belirtilen keşif giderinin keşif gününe kadar mahkeme veznesine yatırılması için davacının yüzüne karşı kesin süre verildiği, verilen süreye rağmen keşif giderinin mahkeme veznesine yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak varılan sonucun dosya içeriğine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın niteliğine göre taşınmaz başında keşif yapılması zorunlu olup tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi gerektiği açıktır. Davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı halde mahkemece tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi için davacıya usulüne uygun şekilde süre verilmemiştir. Davacıların tanıklarını taşınmaz başında hazır etme yükümlülüğünün bulunmadığı gibi davacının bu yöndeki beyanının mahkemeyi bağlamayacağı da tartışmasızdır. Öte yandan, dinlenecek tanıklara keşif gününün tebliğ edilmesi için gerekli tebligat ücreti ile tanıklara mahkemece takdir edilecek tanıklık ücretinin de keşif giderlerinin içinde gösterilmesi, keşif giderlerinin mahkeme veznesine depo edilmesinden sonra tanıklara çıkartılacak tebligatın gidiş ve dönüşü için gerekli sürenin de gözönünde bulundurularak keşfin gün ve saatinin belirlenmesi gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece öncelikle davacıya tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi için, daha sonra da muhdesatın başında keşif yapılabilmesi için yeniden ve az yukarıda açıklandığı biçimde yöntemine uygun ve makul süreler verilmesi, kesin süre içinde yükümlülüklerin yerine getirilmesi halinde muhdesatın başında keşif yapılması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 05.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.