B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 14/05/2014 tarihli ve 2013/497 Esas, 2014/30 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 27.05.2019 tarihli ve 2017/6311 Esas, 2019/5058 Karar sayılı kararı ile sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle, dava konusu bonoların celp edilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatma kabiliyetine haiz olup olmadıklarının tartışılması ve belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, aldatma kabiliyetlerine ve anılan kanunda aranan özelliklere sahip olduklarının anlaşılması halinde sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun, aranan unsurların eksikliği halinde ise özel belgede sahtecilik suçunun sübut bulacağı gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile sanığın beraatine karar verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 06.07.2021 tarihli ve 2019/736 Esas, 2021/557 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1.Katılan vekilinin temyiz isteği; temel cezanın üst hadden belirlenmesi ve arttırım oranın daha fazla olması gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve karar duruşmasında mesleki mazeretinin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1.Katılanın; sanık ile aralarındaki bir sözleşmeye dayalı alış veriş sebebiyle sanığa teminat senedi olarak 03.04.2012 keşide tarihli, 19.000,00 TL ve 25.000,00 TL bedelli; 23.02.2012 keşide tarihli, 28.000,00 TL bedelli üç adet bono verdiği, sanığın bonoların teminat senedi yazan üst kısımlarını keserek tahrifat yapmak suretiyle suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilmiştir.
2. Sanık aşamalarda atılı suçu inkar etmiştir.
3. Bono ile ilgili aldırılan 05.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda; tetkik konusu senetlerin aynı bölgelerinden üst ve sağ kenarlarının orijinal kesim olmadığı, koparılma kesim yapılarak mevcut hale getirildiği, senet kağıdının bir kısmının kesilerek çıkarılmasının tahrifat yapılması anlamına geldiğini ve senetlerin aldatma kabiliyetine haiz olduğu belirtilmiştir.
4. Mahkeme tarafından tüm dosya kapsamının senetler ile ilgili aldırılan bilirkişi raporu ve senetler üzerinde yapılan gözlem birlikte değerlendirilmesinde; sanığın katılandan aldığı bono üzerinde tahrifat yapmak suretiyle ve olayda üç adet senet kullanılması da dikkate alındığında sanığın zincirleme olarak üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit olmakla temyize konu mahkumiyet hüküm kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, ancak;
5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre "Bir suç işleme kararının icrası
kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı; somut olayda, suça konu bonoların farklı tarihlerde düzenlendiği veya kullanıldığına dair açıklık bulunmadığı anlaşıldığından, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespiti bakımından, bonoların hangi tarihte verildiği hususunun açıklattırılması, bonoların aynı anda verildiğinin tespiti halinde sanık hakkında tek resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması, ancak birden çok bono düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın tayininde nazara alınacağı, farklı zamanlarda verildiğinin tespiti halinde ise zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilerek, bu hususlar tartışıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 06.07.2021 tarihli ve 2019/736 Esas, 2021/557 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde karar verildi.