HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2014/220 Esas, 2015/298 Karar sayılı kararı ile;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53,52 ve 58 inci maddesi uyarınca, 1 yıl 3 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddesi uyarınca, iki kez 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, atılı suçların oluşmadığına ilişkindir.

1. Sanığın firari olduğu dönemde önce 08.01.2015 tarihinde katılan ...'e ait gayrimenkulu 400,00 TL peşin para ödemek suretiyle sahte Erkan Çelik ismi ile kiralaması, akabinde bu yeri 15.01.2015 tarihinde yine sahte...... ismi ile katılan ...'a kiralaması, bir yıllık peşin anlaşılan paranın 1.200,00 TL''sini katılandan alması biçimindeki eylemler nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.

2. Sanığın atılı suçlamaları kabul etmediği, katılanların oluşu doğruladıkları, katılanlar ve tanığın, sanığı hem fotoğraf hem de duruşmada teşhis ettikleri, alınan bilirkişi raporunda imzaların sanığa ait olduğunu gösterir nitelik ve yeterlilikte uygun kaligrafik ve grafolojik hususiyetler tespit edilemediğinin bildirildiği, suça konu kira sözleşmelerinin dosya arasına alındığı, Mahkeme tarafından belgeler üzerinde gözlem yapıldığı anlaşılmıştır.

4-Mahkeme tarafından sanığın savunması, katılanların beyanları, suça konu belgeler, Mahkeme gözlemi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır.

A. Özel Belgede Sahtecilik Suçları Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile bozma nedeni dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında sübut konusunda ulaşılan sonuçta hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesindeki zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın artırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alındığında, somut olayda, sanığın firari olduğu dönemde, önce 08.01.2015 tarihinde katılan ...'e ait gayrimenkulu 400,00 TL peşin para ödemek suretiyle sahte Erkan Çelik ismi ile kiralaması, akabinde bu yeri 15.01.2015 tarihinde yine sahte...... ismi ile katılan ...'a kiralaması, bir yıllık peşin anlaşılan paranın 1.200,00 TL'sini katılandan alması biçimindeki eylemlerinin zincirleme biçimde işlenen tek bir özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden özel belgede sahtecilik suçundan iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle fazla ceza tayini nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Dolandırıcılık Suçu Yönünden
24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, dolandırıcılık suçunun ise katılan ...'a karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen özel belgede sahtecilik suçu ile dolandırıcılık suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2014/220 Esas, 2015/298 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden dolandırıcılık suçu yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.